Yana devir gökdelenleri, çevreci olsun!

Gündemler çabuk değişebilir de, biz nasıl bu değişimleri hemen benimseriz?
Toplum olarak en yumuşak karnımız da burası zaten…
Daha bir konuyu ya da ortaya çıkan oluşumu sorgularken, birileri çıkıyor ve bizi başka bir gündemin içine atıveriyor.
Bir türlü neyin, neye sebep olduğunu anlayamıyoruz!
Anlamamız da mümkün değil…
Devamlı bir öyle diyorlar sonra bir böyle diyorlar
Bir çevreciler
Bir beton hayranı
Bir yandan ağaç keserken
Bir yandan diktikleri ağaçla övünüyorlar
Bir yandan barışa hizmet ederken
Bir yandan savaşın tam göbeğine dalıyorlar
Bakın son dönemlerde İstanbul da bir çevrecilik rüzgarı esiyor ki karşı durana aşkolsun!
Sanki son on sekiz yılda bu kadar beton gökdelenleri görünmez uzaylılar ve gene uzay teknolojilerine uygun görünmeyen gökdelenleri inşa ettiler, bizde ne havadan ne de karadan dolaşırken bu yapıları ve yapanları göremedik.
Uzaylılar gene görünmez yerli ve yabancılara buraları satıp bir de yurttaşlık hakkı verdiler!
Ne zaman son daireleri de satıp, dünyayı terk edip, kendi galaksilerine doğru uzay gemileri ile havalandılar, bu binalar ve sahipleri de bir anda görünür hale geldi değil mi?
Yani şimdi bu durumda vicdanı olan bir dünyalı, kimi suçlayabilir ki?
Ama biz gene de zararın neresinden dönülse kardır diyerek, çevresel olumlu dönüşümlere destek olmalıyız ki gelecek nesillerimize, tertemiz ve bir o kadar da doğal çevre bıraka bilelim.
Artık İstanbul ve benzeri büyük kentler için çevreciler her ne kadar geçmiş olsun deseler de, aslında çok kolay bir çözümü var!
Dikine, dikine ne kadar gök delen varsa bir yana yan yatıralım, anında bir iki katlı yatay yapılar haline gelecektir.
Bir anda İstanbul da deniz görmeyen, güneş almayan, rüzgar esmeyen semt ve bina kalmayacaktır. İnsanlar ciğerlerini deniz havası ile doldurup derin bir oh çekeceklerdir!
İnanmadınız değil mi?
İlk olarak da aklınıza hali ile kanal İstanbul geliyor elbette…
Çevre konusunda bu kadar gerçekçi olunsa, neden bir başka doğa ve çevre tahribatı olacak yapay bir kanal kazılmak istensin?
Mantıken elbette haklısınız ama bu da geri dönülmez ve düzeltilmez bir durum değildir!
Eğer kanal bittiğinde, çevreyi tahrip ettiği anlaşılırsa, kanalın çevresine yaptığımız binlerce konutun betonu ile kanalı doldururuz olur biter!
Ayrıca Marmara denizine, dolgularla yaptığımız iki ada da, yanımıza kar kalır…
Hani güzel bir Silifke türküsü vardır;
Herkes kesesinden yesin, içsin ziyafetim var benim…
Sözün özü;
Bizden iyi çevreci Şam da kaysı?