Siyasi miyopluk!

Amerika ve Türkiye ilişkileri hiç bu kadar açmaza girmiş miydi?

Bilemiyoruz

Ambargolar

Mektuplar

Bundan öncede de olsa, Amerika işi hakaret düzeyine ve bu kadar siyasi ve askeri tehditleri içeren düzeye getirmemişti değil mi?

Acaba bu söylenenler ve sergilenen uygulamalar birer tiyatro mu?

Yoksa arka planda ilişkiler al gülüm, ver gülüm devam mı ediyor?

Ya da bir başka yönden, bu yapılanlar iki siyasi muktedir tarafın, siyasi ikballerinin korunması ve içerdeki oylarını güçlendirmek ve siyasi geçmiş yanlışlarını gündemden düşürerek işlerine mi yarıyor?

Her şeyden önce biz hiçbir şekilde ve bu güne kadar ifade etmediğimiz BOP eş başkanlık görevinden istifa ettiğimizi ve bir dönem gururla ifade ettiğimiz bu başkanlığın en büyük yanlış olduğunu açıkça ortay koymamız gerekir. Aksi taktirde tüm bu sergilenen ABD, Türkiye sanal sataşmaları bir kurgudan öteye gidemeyecektir.

O kadar çabuk gündem değiştirebiliyoruz ki normal ve yeterli gıda tüketebilen bir insan beyninin bile geçmişle, yeni önüne konan gündemi bir biri ile ilişkileştirmesi mümkün olmazken, milyonların açlık, yoksulluk ve bunların ikisinin de altında kalan asgari ücretlinin anlaması ya da kendi gailesini bırakıp bunlara kafa yorması ne mümkün?

Şimdi önde gelen gündem değiştirici konu nedir?

İstanbul Kanalı!

Kimi-ki en önemlisi budur- çevresel dengeleri öne çıkarıyor ama bunlar, gündemi ortaya atanlarca ya dile getirilmiyor ya da geçiştiriliyor…

Diğer ve kurgulanmış oyuncular ise iki yönden konuyu ele alıyorlar;

Birincisi maddi geçişle gelir elde edileceği

İkincisi ise Amerika askeri gemileri bu kanalla antlaşmaları delerek Karadeniz de istediği kadar deniz gücü bulundurabilecek…

İkisi de ne akla nede mantığa uyan bir durumdur.

Tek ayağı basan, ilk başta belirttiğimiz çevresel dengeler konusudur ki bunu zaten bilim insanları gerekçeleri ile açıkça dile getiriyor

Her şeyden önce Rusya Montreux boğazlar sözleşmesinin iptalini ister mi?

Bulgaristan, Romanya, Ukrayna ile Gürcistan ne der?

Şimdi diyebilirsiniz ki Romanya, Bulgaristan, Ukrayna hatta Gürcistan seve seve evet derler!

Neden biliyor musunuz?

Bulgaristan ve Romanya NATO üyesi…

Ve biz hiçbir pazarlık yapmadan, bu iki ülkenin NATO üyesi olması için onay verdik!

Şimdi ise bizim gündemimizde NATO dan ayrılalım teraneleri yüksek sesle dile getiriliyor.

Ne güzel değil mi?

Yeme de yanında yat…

Ukrayna ile Gürcistan zaten çok önceden batının ve ABD’nin güdümüne girdi. Buna en büyük siyasi çanağı da bizi tutmadık mı?

Şimdi iki arada, bir derede kalan biz değiliz de kimdir?

Bu güç dengesi içersi de, Amerika’nın Karadeniz’e çıkmaya ihtiyacı var mı?

Ya da Türkiye ye…

Bulgaristan, Romanya ile NATO ortaklığı Karadeniz’e çıkmasını hiçte gerektirmiyor artık!

Bir de Rusya açısından bakalım;

Rusya deniz gücünü açık denizlere, özellikle de şu anda en önemli olan, doğu Akdeniz’e çıkarabiliyor mu?

On beş gün önceden deklere ederek evet ama bu bir engel diye görülse de, Rusya yıllar yılı ve nerede ise her günü kapsayacak yıllık bir takvimle öncesinde deklere yaparak, bu engeli aşmış oluyor.

O halde neden kanal açılsın ister ki?

Ayrıca konumuzun dışı ama Ege denizinde Yunanistan’ın 12 mil ve daha üstünde ki karasularını artırmasına da sıcak bakmaz buna Karadeniz’e sahildar ülkeler de karşı çıkar. Nedeni de çok basittir. Uluslar arası bir rotada, hem ticari hem de askeri gemilerinin seyrüsefer yapması varken, niye bir ülkenin karasuları içinde yaparak vaki olaylarda o ülkenin hukuku ile muhatap olsunlar?

Şu durumda Rusya ege denizinin uluslararası sularında kritik bir durumda, askeri gemileri ile demirleyip rotasyon görevleri de icra edebilir değil mi?

Bırakalım çevreyi, siyasi ve askeri olayları, hadi büyük maddi külfetini de bir yana atalım, beraberinde yeni nüfus göçünün, İstanbul ile Marmara bölgesindeki artışı bile ülke ekonomisini altüst etmeye yetecektir!

Marmara bölgesinin dışındaki ülke topraklarında yaşayan nüfus kalmayacaktır desek yanılmış mı oluruz?

Şunu unutmayalım ki tüm bunları tartışmanın tek amacı, bizi ve icraatlarımızı eleştirmeyin, geçmişte yaşananları deşelemeyin, bir lokma bir hırkaya şükredin, gerisi abesle iştigalden öte bir şey değildir!

Libya’ya asker göndermemiz ise taze gündeme çıktı sırada bekliyor, yakında sabahtan akşama konuşur dururuz…

Sözün özü;

Gözünüzü iki değil dört açın ve size dayatılan ve tartıştırılan konular ne kadar büyük ve kapsamlı, hatta akıl almaz boyutlarda ve sık sık da daldan dala konar gibi değişiyorsa, biliniz ki iktidarlar bir o kadar önemli ve bizzat sizi etkileyen konuları sizden ve gözünüzden kaçırıyor demektir.