Medya harekat merkezleri!

Her akşam mutlaka medya harekat merkezinden canlı yayınlarla bilgileniyoruz
Sağ olsunlar
Var olsunlar
Düşünsenize, eğer böyle bir duyarlılık gösterilmeseydi?
İste o zaman hiçbir şeyden bihaberdik ki bu elbette çok büyük bir kaybımız olacaktı…
Kaç tane tank
Kaç tane zırhlı personel taşıyıcı
Kaç tane top
Füze
Nereden, nereye intikalini, nasıl bilecektik?
Hem ekrandan canlı, canlı izliyoruz
Hem de tüm özelliklerini öğreniyoruz
Nasıl mı?
Başlarına miğfer, üstlerinde çelik yelek geçirilmiş, ellerinde ise birinci dünya harbinde ki el bombasına benzer mikrofonlar ile Genelkurmay Başkanlığına bile vay anasını dedirtecek yorumlarla, durumu bizlere aktarıyorlar!
Birde gece ortamında ve üşüyerek, bu yayını yaptıklarında ise izleyenlerin içleri sızlıyor elbette…
Yayın sonrası miğferi, çelik yeleği çıkarıp, hangi otelde kalıyorlar ya da bir uçakla anında gerimi dönüyorlar? Onu da bir görebilsek, içimiz belki biraz ferahlayacak ama bunu asla göremiyoruz!
Son olarak S-400lerin parasını nakden verdik ama kullanamıyoruz?
Bir yandan da, ABD den, Patroit konuşlandırmak ve almak için de gel, gel yapıyoruz…
Yabancı yayınları da izleme şansımız pek olmadığı için, san ki bizim medyadan ve muhabirlerinden başkası, bu yaşananlarla ilgilenmiyor ve dolayısıyla dünya kamuoyunun da hiç umurunda değil…
Haliyle insan infial ediyor ve bizden başka bir Allah’ın kulu yok mu ki bu yaşananlara duyarsız kalıyorlar? Demeden de edemiyoruz.
Ama diğer yandan bakıyoruz, uluslar arası çözüm toplantılarında masada herkes var ama biz ya bir köşeye ilişiyoruz ya da hiç dikkate alınmıyoruz!
Bunun sonucunu da, iç siyasete yansıyan ve kürsülerden, el aleme esip, kükrememizden açık ve net bir şekilde görmüş oluyoruz değil mi?
Neyse ki tam donanımlı ve teçhizatlı muhabirlerimiz ile anında bunları ekranlara yansıtan ve gerçekleri bize sunan, harikulade bir medyamız var…
Dış siyasette ise gidiş, dönüş indirimli bilet almış gibi, bir ABD ye gidiyor bir Rusya ya geri dönüyoruz!
Bu arada Suriye derken, birde Libya başımıza dert oldu.
Şimdilik Libya da pek donanımlı muhabirlerimiz ve naklen yayınlarımız yok. Bakalım buralarda, ileriki günlerde, neme nem belalarla karşı karşıya kalacağız?
Ancak bu toplumsal ve yönetimsel duyarsızlık ve ilgisizlikler, inşallah çok daha acı sonuçlar yaratmaz…
Bu arada doğu Akdeniz, kanal İstanbul, Ege adaları sorunu bir anda bıçak keser gibi gündemden düşüverdi!
Evlat nöbetlerinde ki dramatik görüntülerde, zaman, zaman ekranlara yansıyor!
Tüm bu olumsuzlukları, sabahtan akşama seyrede, seyrede insanın kendi haline(!)bin kere şükür edesi geliyor.
Hali ile ne asgari ücret, ne fahiş fiyatlar, nede dudak uçuklatan faturaları, gözümüz görmüyor!
Susalım lütfen!
Böyle günlerde asgari ücret, hayat pahalığından bahsetmek bize yakışmaz!
Şimdi zamanı mı?
Hani bizim toplumsal terbiyemizde bunu gerektirir değil mi?
Diğer yandan, Almanya, Fransa, Hollanda, İngiltere, ABD, hatta dünün garibi Bulgaristan, Romanya halkı nasıl yaşıyor, nasıl beslenip ne kadar ücretler alıyorlar, ekranlarda göremiyoruz?
Sadece bu olsa ne ala, eskiden güney Amerika da yapılan karnavalları ekranlarda izlerdik artık eğlenceli, gülebileceğimiz bir şey de göremiyoruz…
Hali ile felsefemiz gördüklerimizle kısıtlı kalıyor!
Savaşlar, salgın hastalıklar, göçmenler, dengesiz doğal olaylar
Hep acı, hep felaket manzaraları…
Sözün özü;
Beterinde, beteri var diyen toplumlar, iyinin de, iyisini istemek yerine, şükretmeyi ve kaderciliği kendilerine düstur edinilirler…