DKV!

Bir kısaltma gördüğünüzde doğal olarak, nedir diye merak eder ve çözmeye çalışırsınız değil mi?
Acaba altından neme nem bir şey çıkacak, hayır mı, şer mi?
İste bu kısaltma da öyle bir şey…
En önemli çağrışım yapanda, sanırım sonunda ki ’V’ harfidir
Aklımıza ilk gelen ise hali ile bu dönemin en güncel sorunu ‘vergi’ oluyor…
Benzeri kısaltmalardan da çağrışım yaparak, algılamamız da mümkündür elbette
KDV
ÖTV
Gibi…
Eh bu kadar dan sonra arif olan anlamıştır
Yeni yürürlüğe giren bir vergi dersek, hiç şaşırmayacağınızı da tahmin ediyoruz
Uzatmayalım, her kesi ilgilendirmiyormuş gibi gözükse de, bu verginin açık adı şöyle;
Değerli Konut Vergisi!
Burada dikkat çeken ifade konut sözcüğündedir…
Neden önemli derseniz?
Yasaya göre, beş milyon TL ve üstünde ki binalara konut denmesi tam bir ironi olmuş!
Bu değerdeki binalar üstelikte, ikametgah olarak kullanılıyorsa, saray, kasır, köşk ya da malikane denmesi çok daha uygun olurdu?
Fakir, fukara nohut oda, bakla sofanın(!)hayali ile avunurken, beş milyon gibi bir değere sahip yapıya, konut denince, ister istemez insanın aklı karışıyor değil mi?
Şimdi bize ne değerli konutta oturan mutlu azınlığa, oh olsun, biz canımızın derdinde, bir lokmanın peşindeyiz dediniz mi?
İşte o zaman yandınız demektir…
Bunun arkasından bir başka DKV’nin gelmeyeceğini ne biliyoruz?
Zira bu konutlardan gelecek vergiler, iktidarın beklediği miktarların yanında devede kulak kalır!
DKV ye kulağımız alışınca ilk olarak iktidar bunun açılımını da yaygınlaştırıp, hepimizin cebine el atacağından hiç kuşku duymayalım…
Nasıl mı?
İşte böyle…
Değersiz Konut Vergisi o da aynı kısaltma, DKV!
Hadi canım sende demeyin…
Sakın ha…
Kulpu bil hazır!
Değersiz konutlar çevreye zarar veriyor ve bunun bir bedeli olmalı diyiverirler olur biter…
Şaka bir yana, bu değerli konutlar, yani saray yavruları, köşkler, yalıların çoğu tarihi eser ve gene ekserisi babadan, deden kalma bakımsız ama diğer yandan da tarihi eser niteliği olduğu için de bakımı ve onarımı çok zor ve bir o kadar pahalı.
Hal böyle olunca insanın kafasında bir ampul de yanıveriyor…
Acaba bu DKV ile bu külfeti kaldıramayan ailelerin, atadan deden kalma yadigar yapıları satmalarına mı ön ayak olunuyor ya da zorlanılıyor?
Hepimiz artık ayan beyan biliyoruz ki sadece Arap şeyhleri deği,l onların aileleri de ülkemizden saraylar, kasırlar, köşkler ve yalılarla yetinmiyor, ileride açılacak hayali kanalların burnunun dibinde ki arsaları, arazileri, tarlaları bile eliyle koymuş gibi alıyorlar!
Bizde anca malı götüren, Üsküdar’ı geçince haberdar oluyoruz…
Diğer yandan yabancıların, 250 bin dolar bastırıp hem TC vatandaşlığı hem de konut alanlardan, vergi alamayacağımızdır!
Şimdiki kurla bile bu tutar beş milyon lirayı geçmiyor iyi mi?
O zaman bu vergi kimden ve kaç kişiden alınacak ki?
Ayrıca yabancılar ister vatandaşlığımıza geçsin, ister geçmesin, onlardan bu DKV alınacak mı?
Siz gene inanmadınız ama bir örnek verelim;
Ülkemizde yaşayan ve özelleştirilen ve yabancılara satılan bizim şirketlerimizde çalışan, Hans ya da Helga bizim bankalara para yatırdı mı, ona verilen faiz net ama iş bizim vatandaş Hasan ile Hüsniye ye gelince devlet peşinen yüzde on beş stopajı kesiveriyor!
Sözün özü;
En doğru açılım deli Dumrul Köprü Vergisi olsa gerek…
Sıkıysa ödeme!