Camide kuran okutur, cemevinde lokma dağıtırım’

CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Habertürk televizyonunda Veyis Ateş’in sunduğu ‘Akılda Kalan’ programında soruları yanıtladı.

“Bana oy vermeyenler pişman olacak, çünkü seçildikten sonra en çok onları mutlu edeceğim” diye konuşan İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesini “Bu bir uzlaşma talebiydi” diye nitelendirdi.

İmamoğlu ayrıca “benim kendimi demokrat olarak tanımlamam önemli değil. Önemli olan insanların benim eylemlerime bakarak demokrat olup, olmadığıma karar vermelidir” dedi.

Ekrem İmamoğlu’nun açıklamalarından satır başları şu şekilde oldu:

‘BİZİM SOYADIMIZI NÜFUS MEMURU ‘MÜDAFA’ DİYE KOYMUŞ…’

Bizim soyadımız İmamoğlu. Aile kökümüz İmamoğlu. Bizim Osmanlı tapularımız var, orada İmamzâde diye yazar. Soyadı Kanunu çıkınca hiçbir aile ‘oğlu’ soyadı alamamış. Daha sonra yasa değişiyor ve alıyorlar. Dedem gidiyor İmamoğlu soyadını istiyor, ‘olmaz’ diyorlar. Bizim soyadımızı nüfus memuru koydu biliyor musunuz? Dedem kendini savundu diye ‘Müdafa’ soyadını koyuyor, ‘Gıcık’ diye de koyabilirdi. Karadeniz’de özellikle Köprübaşı ilçesi bunun kökenidir, oradan dağılmadır. Akçaabat’tan dağılmışız. Türkiye’nin pek çok yerinde vardır.

 ’89 BAĞ-KUR’LUYUM BEN, EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILANLARDANIM’

Ben inşaatın içinde bulundum. Önce inşaat malzemeleri işi yapardı babam. 80’lerin başlarında müteahhitliğe başladı Yalova, Kadıköy yakasında. Sonrasında Beylikdüzü’nde. Kadıköy’de oturuyorduk. Bağlarbaşı daha sonra Kadıköy’de kendi yaptığımız binada. Sonra Beylikdüzü oluyor. Zaten ben Kadıköy’den üniversiteye Avcılar’a gidiyorum. Derken zaten okurken çalışıyordum. 89 Bağ-Kur’luyum ben. Emeklilikte yaşa takılanlardanım. Okul bitmeden ticaretle uğraşan biriydim.

 ‘ÇOCUKLARIN SEVGİSİNİ KAYBETTİĞİN AN SİYASETİ BIRAK DENDİ’

Kızım hayallerini 31 Mart sonrasına erteliyor. Yaptığım şeylerden gurur duyduğunu hep söylüyor. Beylikdüzü Yaşam Vadisi’ni sahipleniyor, ‘orası benim’ diyor. Bir siyasi arkadaşım bana demişti ki, ‘eğer bu kadar çocuk sevgisini yakalamışsın, bu müthiş bir şey! Çocukların sevgisini kaybettin an siyaseti bırak’…

‘BİZ AİLECE TELEVİZYON İZLEMİYORUZ ÇÜNKÜ…’

Hangi parti olursa olsun bütün siyasi parti ilçe başkanlarıyla dostluk kurdum. Kongrelerine gitmek için can attım, evime davet ettim. Ben rakibimin proje tanıtımına gittim. Bu insani ve gerçekçi bir tavır. Sahada yaşadığım şey şu, sanki ben uzaydan inmişim gibi. Aslında neysem oyum. Evde biz haber izlemiyoruz. Niye? Haberlerdeki o siyasi kurgu, dil, çok üzücü. Her gün ‘vatan haini misin, değil misin’ bunu tartışıyoruz. Böyle bir şey olabilir mi?

‘BEN HİSSEDİYORUM BUNU 31 MART’TA BİR DEVRİM OLABİLİR’

Bence değişim isteniyor. Başta dil değişimi. Şu anda ben kendimi siyasette sahaya yansıtıyorum. 31 Mart’ta bir devrim olabilir, ben hissediyorum onu. Beklenmeyen insanlar siyasi reflekslerini bir günde değiştirebilir. Değiştireceğine inanıyorum göreceksiniz.

’10 KASIM’DA CAMİDE KURAN OKUTUYORUM, CEMEVEİNDE LOKMA DAĞITIYORUZ’

İlçe başkanıyken başladım, belediye başkanıyken devam ediyor. Her 10 Kasım’da camide Kuran okutuyorum, cemevinde lokmalar dağıtılıyor. Ben büyüklerimin mezarına gittiğimde dua ederim. Ben sadece Atatürk’e değil kendi dedemi, sizin dedenizi anıyorum. Onlar da milli mücadelenin içerisindeydi. Gençler ‘biz niye 10 Kasım’da mevlüt okutmuyoruz’ dediler. ‘Tam da yüreğimdekileri söylediniz’ dedim.

‘CUMHURBAŞKANIYLA GÖRÜŞMEM UZLAŞMA TALEBİDİR’

Sayın Cumhurbaşkanı’nı ziyaret edeceğim talebi değil ki bu. Ben İstanbul’da büyük şehir belediye başkanlığı yapmış yaşayan kişileri ziyaret edeceğim dedim. Ben bu kararı verdim. Genel başkanımı aradım, kurumsal tavır bu. uygun görür müsünüz dedim. Direk net cevap: Kesinlikle gidebilirsiniz. Bu aynı zamanda bir uzlaşma talebidir. Bence bu bir geçmişe duyulan vefa ve uzlaşma talebidir.

‘BEN ‘SİZİN CUMHURBAŞKANLIĞI TARAFINIZDAN OY İSTİYORUM’ DEDİM’

Ülkenin Cumhurbaşkanı. Aynı düşünmüyor olabiliriz, tabii ki gider karşılarım. Bazı makamlar vardır, Cumhurbaşkanlığı makamıdır ki, kendileri öyle ifade ettiler, ben kendisinden oy istedim. Kendisi de iki gömleğim var dedi, biri AK Parti diğeri Cumhurbaşkanı dedi. Ben de ‘Sizin Cumhurbaşkanlığı tarafınızdan oy istiyorum’ dedim. Belediye başkanı insan ayırt edemez, Cumhurbaşkanı da ayırt etmemeli. Cumhurbaşkanı gelecek İstanbul’a gelip bir partinin adayını kötüleyecek, bana göre yanlış. Cumhurbaşkanı ortada durmalıdır.

 

‘BANA OY VERMEYENLER PİŞMAN OLACAKLAR ÇÜNKÜ ONLARI MUTLU EDECEĞİM’

HDP ile organik bağım yok. Ama siz çok değerli şehir plancısısınız, size iş teklif ediyorum. Dönüp sizin HDP’li mi olacağınıza bakacağım. Ben AK Partili insana bile iş teklif etmeyi düşünüyorum. Bana oy vermeyenler pişman olacaklar dedim. Çünkü en çok onları mutlu edeceğim. Ben 10 yıl AK Parti tarafından yönetilmiş bir ilçede nasıl yüzde 13 fark atabildim. Beni pazarda bir hacı amcanın iki yakamdan tutup ‘ne işin var o partide’ dediğini biliyorum. Bu kötü bir takıntı. Bu belki benim partililerimde var.

 

‘TANZİM SATIŞIN BİR KÜLTÜRÜ VAR BÖYLE OLMAZ’

Tanzim satışı yapan benim partimdeki geçmişimdeki belediyeler. Tanzim satışın bir kültürü var. Satın alma, yönetim biçimi var. Tarım alanından şehire uzanan bir çizgisi var. ‘Domates biber patlıcan’ şarkısı da yanlış o da yanlış… Seçime 2 ay kala tanzim satışı olmaz.
 Habertürk

CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Habertürk televizyonunda Veyis Ateş’in sunduğu ‘Akılda Kalan’ programında soruları yanıtladı.

“Bana oy vermeyenler pişman olacak, çünkü seçildikten sonra en çok onları mutlu edeceğim” diye konuşan İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesini “Bu bir uzlaşma talebiydi” diye nitelendirdi.

İmamoğlu ayrıca “benim kendimi demokrat olarak tanımlamam önemli değil. Önemli olan insanların benim eylemlerime bakarak demokrat olup, olmadığıma karar vermelidir” dedi.

Ekrem İmamoğlu’nun açıklamalarından satır başları şu şekilde oldu:

‘BİZİM SOYADIMIZI NÜFUS MEMURU ‘MÜDAFA’ DİYE KOYMUŞ…’

Bizim soyadımız İmamoğlu. Aile kökümüz İmamoğlu. Bizim Osmanlı tapularımız var, orada İmamzâde diye yazar. Soyadı Kanunu çıkınca hiçbir aile ‘oğlu’ soyadı alamamış. Daha sonra yasa değişiyor ve alıyorlar. Dedem gidiyor İmamoğlu soyadını istiyor, ‘olmaz’ diyorlar. Bizim soyadımızı nüfus memuru koydu biliyor musunuz? Dedem kendini savundu diye ‘Müdafa’ soyadını koyuyor, ‘Gıcık’ diye de koyabilirdi. Karadeniz’de özellikle Köprübaşı ilçesi bunun kökenidir, oradan dağılmadır. Akçaabat’tan dağılmışız. Türkiye’nin pek çok yerinde vardır.

 ’89 BAĞ-KUR’LUYUM BEN, EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILANLARDANIM’

Ben inşaatın içinde bulundum. Önce inşaat malzemeleri işi yapardı babam. 80’lerin başlarında müteahhitliğe başladı Yalova, Kadıköy yakasında. Sonrasında Beylikdüzü’nde. Kadıköy’de oturuyorduk. Bağlarbaşı daha sonra Kadıköy’de kendi yaptığımız binada. Sonra Beylikdüzü oluyor. Zaten ben Kadıköy’den üniversiteye Avcılar’a gidiyorum. Derken zaten okurken çalışıyordum. 89 Bağ-Kur’luyum ben. Emeklilikte yaşa takılanlardanım. Okul bitmeden ticaretle uğraşan biriydim.

 ‘ÇOCUKLARIN SEVGİSİNİ KAYBETTİĞİN AN SİYASETİ BIRAK DENDİ’

Kızım hayallerini 31 Mart sonrasına erteliyor. Yaptığım şeylerden gurur duyduğunu hep söylüyor. Beylikdüzü Yaşam Vadisi’ni sahipleniyor, ‘orası benim’ diyor. Bir siyasi arkadaşım bana demişti ki, ‘eğer bu kadar çocuk sevgisini yakalamışsın, bu müthiş bir şey! Çocukların sevgisini kaybettin an siyaseti bırak’…

‘BİZ AİLECE TELEVİZYON İZLEMİYORUZ ÇÜNKÜ…’

Hangi parti olursa olsun bütün siyasi parti ilçe başkanlarıyla dostluk kurdum. Kongrelerine gitmek için can attım, evime davet ettim. Ben rakibimin proje tanıtımına gittim. Bu insani ve gerçekçi bir tavır. Sahada yaşadığım şey şu, sanki ben uzaydan inmişim gibi. Aslında neysem oyum. Evde biz haber izlemiyoruz. Niye? Haberlerdeki o siyasi kurgu, dil, çok üzücü. Her gün ‘vatan haini misin, değil misin’ bunu tartışıyoruz. Böyle bir şey olabilir mi?

‘BEN HİSSEDİYORUM BUNU 31 MART’TA BİR DEVRİM OLABİLİR’

Bence değişim isteniyor. Başta dil değişimi. Şu anda ben kendimi siyasette sahaya yansıtıyorum. 31 Mart’ta bir devrim olabilir, ben hissediyorum onu. Beklenmeyen insanlar siyasi reflekslerini bir günde değiştirebilir. Değiştireceğine inanıyorum göreceksiniz.

’10 KASIM’DA CAMİDE KURAN OKUTUYORUM, CEMEVEİNDE LOKMA DAĞITIYORUZ’

İlçe başkanıyken başladım, belediye başkanıyken devam ediyor. Her 10 Kasım’da camide Kuran okutuyorum, cemevinde lokmalar dağıtılıyor. Ben büyüklerimin mezarına gittiğimde dua ederim. Ben sadece Atatürk’e değil kendi dedemi, sizin dedenizi anıyorum. Onlar da milli mücadelenin içerisindeydi. Gençler ‘biz niye 10 Kasım’da mevlüt okutmuyoruz’ dediler. ‘Tam da yüreğimdekileri söylediniz’ dedim.

‘CUMHURBAŞKANIYLA GÖRÜŞMEM UZLAŞMA TALEBİDİR’

Sayın Cumhurbaşkanı’nı ziyaret edeceğim talebi değil ki bu. Ben İstanbul’da büyük şehir belediye başkanlığı yapmış yaşayan kişileri ziyaret edeceğim dedim. Ben bu kararı verdim. Genel başkanımı aradım, kurumsal tavır bu. uygun görür müsünüz dedim. Direk net cevap: Kesinlikle gidebilirsiniz. Bu aynı zamanda bir uzlaşma talebidir. Bence bu bir geçmişe duyulan vefa ve uzlaşma talebidir.

‘BEN ‘SİZİN CUMHURBAŞKANLIĞI TARAFINIZDAN OY İSTİYORUM’ DEDİM’

Ülkenin Cumhurbaşkanı. Aynı düşünmüyor olabiliriz, tabii ki gider karşılarım. Bazı makamlar vardır, Cumhurbaşkanlığı makamıdır ki, kendileri öyle ifade ettiler, ben kendisinden oy istedim. Kendisi de iki gömleğim var dedi, biri AK Parti diğeri Cumhurbaşkanı dedi. Ben de ‘Sizin Cumhurbaşkanlığı tarafınızdan oy istiyorum’ dedim. Belediye başkanı insan ayırt edemez, Cumhurbaşkanı da ayırt etmemeli. Cumhurbaşkanı gelecek İstanbul’a gelip bir partinin adayını kötüleyecek, bana göre yanlış. Cumhurbaşkanı ortada durmalıdır.

 

‘BANA OY VERMEYENLER PİŞMAN OLACAKLAR ÇÜNKÜ ONLARI MUTLU EDECEĞİM’

HDP ile organik bağım yok. Ama siz çok değerli şehir plancısısınız, size iş teklif ediyorum. Dönüp sizin HDP’li mi olacağınıza bakacağım. Ben AK Partili insana bile iş teklif etmeyi düşünüyorum. Bana oy vermeyenler pişman olacaklar dedim. Çünkü en çok onları mutlu edeceğim. Ben 10 yıl AK Parti tarafından yönetilmiş bir ilçede nasıl yüzde 13 fark atabildim. Beni pazarda bir hacı amcanın iki yakamdan tutup ‘ne işin var o partide’ dediğini biliyorum. Bu kötü bir takıntı. Bu belki benim partililerimde var.

 

‘TANZİM SATIŞIN BİR KÜLTÜRÜ VAR BÖYLE OLMAZ’

Tanzim satışı yapan benim partimdeki geçmişimdeki belediyeler. Tanzim satışın bir kültürü var. Satın alma, yönetim biçimi var. Tarım alanından şehire uzanan bir çizgisi var. ‘Domates biber patlıcan’ şarkısı da yanlış o da yanlış… Seçime 2 ay kala tanzim satışı olmaz.
 Habertürk

Gündem