TÜRK KADINLARINA SEÇME ve SEÇİLME HAKKI ARMAĞAN EDİLMEDİ!

ECE ATAER

22-04-2018 07:56


Yarın, 23 Nisan 2018 Pazartesi günü,  98. kez Türkiye Büyük Millet Meclisi bazıları kutlasa da kutlamasa da bir kez daha kadın milletvekillerinin de katılımıyla açılacak ve her yıl açılmaya da devam edecek.

Türk kadınının siyasal haklarının alt yapısı ve bu konuda atılan ilk adımlar Osmanlı’nın son dönemlerinde 1839’da Tanzimat’ın ilanıyla “Batılılaşma” hareketleriyle başladı. 1908’e gelindiğinde ise Meşrutiyet’le birlikte hız kazandı.

İlk önce ortaöğretim hakkını elde eden kadınlara 1915’te yükseköğrenim hakkının da verilmesinin ardından çeşitli yardım dernekleri, dergiler ve gazetelerde kendilerini ifade etmeye başladılar. Söz ve yazı temel araçlarıydı. Basın özgürlüğünün sosyal hayat içinde yer almalarına çok etkisi oldu. Balkan Savaşları’nın ve Birinci Dünya Savaşı’nın getirdiği zorluklar ve özellikle erkeklerin savaşlarda ölmesi sonucunda emeklerine gereksinim duyuldu. Sizin anlayacağınız biz kadınlara mecbur oldular. Kadınlar, başta devlet daireleri olmak üzere, çeşitli iş kollarında çalışmaya başladılar. Milli Mücadele döneminde hem cephede hem de cephe gerisinde erkeklerle birlikte yurt savunmasına katıldılar.

Yavaş yavaş düşünce, sosyal ve ekonomik hayatta yer almaları siyasal alanda varlık gösterme isteklerine zemin hazırladı. Erkekler artık onları görmek zorundaydı.

1877’de anayasal ilk seçimlere kadınlar katılamadı. 1908 hareketinden sonra siyasal alana ilgi duymaya başladılar. Savaşların sona ermesi ve coğrafyanın şekillenmesiyle 1923 yılı Nisan’ında “İntihâb-ı Mebusan Kanunu”nun görüşülmesi sırasında kadınlara seçme hakkının verilmesi gündeme geldi ve bu mecliste tartışmalara neden oldu fakat hak elde edilemedi.

Yine 1923 yılının 16 Haziran’ında yazar Nezihe Muhiddin’in (Bu isim kadın hareketiyle ilgili her yazıda karşınıza çıkacak.) önderliğinde “Kadınlar Halk Fırkası” kuruldu.  Fırka’nın genel sekreteri Şükûfe Nihal,  “Kadınlar Halk Fırkası’nın programı, şimdiye kadar her fırsatta izaha çalıştığımız gibi, kadının içtimai, iktisadi ve bilahare siyasi sahalarda haklarını inkişaflarını temin etmektir.” sözleri ile hedeflerinin siyasi hakları kazanmak olduğunu ifade etti. Ancak kadınların böyle bir hakka sahip olmadıkları belirtilerek parti kapatıldı.

Bunun üzerine 7 Şubat 1924’te Cumhuriyet’in ilanından sonra “Türk Kadınlar Birliği”kuruldu. Birliğin tüzüğünde“… kadınların sosyal ve siyasal haklarını elde edecek olgunluğa eriştirilmesi…” ilk sıradaydı. İsteklerinde ısrarcıydılar. 1927’de tüzüklerine siyasal haklar sağlamayı amaçlayan bir maddeyi ekleyerek kabul ettirdiler ve aynı yıl yapılacak seçimlere katılmalarını tartışmaya açtılar. Konuyu gazetelerde gündeme getirmelerine rağmen, Anayasa’da kadınların seçime katılmalarını sağlayacak hükmün olmaması gerekçesiyle istekleri gerçekleşmedi. Kadınlar işin peşini bırakmadılar ve her fırsatta bunun gerekliliğini özellikler dergi ve konferanslarda dile getirdiler.  

İlk adım 3 Nisan 1930’da geldi. Belediye Kanunu ile ilk kez Belediye seçimlerinde oy kullanma ve Belediye Meclislerine seçilme hakkını elde ettiler.  26 Ekim 1933’te ise muhtar ve ihtiyar meclisi seçimlerinde oy kullanma ve seçilme hakkını ve nihayet 5 Aralık 1934’te dönemin Başbakanı ismet İnönü ve 191 arkadaşının 1924 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’nun 10. ve 11. Maddelerinin değiştirilmesine ilişkin kanun teklifinin kabul edilmesiyle milletvekili seçme ve seçilme hakkını kazandılar. Kanun’da yapılan değişiklikle kadın, erkek her Türk’ün seçme yaşı 22, seçilme yaşı 30 olarak belirlendi.

Cumhuriyet siyasi haklarda da kadın ile erkeği eşit konuma getirmeye çalışıyor, demokrasinin önünü açıyordu.

Milletvekili seçme ve seçilme hakkını elde eden kadınlar, memnuniyetlelerini dile getirmek için Halkevleri’nde bir toplantı düzenlediler ve meclise giderek teşekkür ettiler. Ve İstanbul’da Beyazıt Meydanı’nda bu amaçla bir miting gerçekleştirildi. “Kazanılan bir mücadelenin sonucuydu, bir armağan değildi.” Konuşmacı olduğum bir panelde hemcinsim bir dernek başkanının bu sözüm üzerine “Bu mücadele kansız oldu, başka ülkelerde kanla alındı!” sözleri beni şaşırtmıştı! Sanki doğal olanı buydu!

Kadınlar 1935 yılında seçimlere ilk kez katıldılar.  Seçimler, iki dereceli seçim sistemi ve tek parti olarak Cumhuriyet Halk Fırkası’nın  (CHF) bulunduğu bir ortamda yapıldı. Kadın ve erkek milletvekili adayları parti üst kademeleri tarafından belirlendi. Seçimlere kadınların ilgisi ve katılımı oldukça fazlaydı.

1935 yılı seçim sonuçlarına göre, seçilmesi gereken 399 milletvekilinden 17’si kadın olmak üzere, 386 milletvekili CHF adaylarından oybirliği ile; 4’ü azınlıklardan olmak üzere 13 bağımsız aday oy çokluğu ile seçildi. Bazı kaynaklarda bu sayı 18 olarak verilmesine rağmen, Meclis’e 17 kadın milletvekili girdi. 1936 yılı başında boşalan milletvekillikleri için yapılan ara seçimde Çankırı Milletvekili olarak seçilen emekli öğretmen Hatice Özgenel ile bu sayı 18’e çıktı. Kadınlar Meclis’teki tüm milletvekillerinin %4,5’ini oluşturdular.  

1935 yılı seçimlerinde TBMM’ne seçilen ilk kadın milletvekilleri şunlardır:

Mebrure Gönenç – Afyonkarahisar, Sabiha Gökçül Erbay – Balıkesir, Şekibe İnsel – Bursa, Huriye Öniz Baha – Diyarbakır, Dr. Fatma Memik – Edirne, Nakiye Elgün – Erzurum, Fakihe Öymen – İstanbul, Hatı Çırpan (Satı Kadın) – Ankara, Ferruh Güpgüp – Kayseri, Bahire Bediş Morova – Konya, Mihri Pektaş – Malatya, Meliha Ulaş – Samsun, Fatma Esma Nayman – Seyhan, Sabiha Görkey – Sivas, Seniha Hızal – Trabzon, Benal Nevzat Arıman – İzmir, Türkan Örs Baştuğ – Antalya, Hatice Özgener – Çankırı

2015 yılı Haziran seçimlerinde 98 kadın meclise girebildi. Kasım ayında yapılan genel seçimde bu sayı 81’e indi. Şu an 543 milletvekili içerisinde 76 kadın bulunuyor. Kadın bakanların sayısı ise sadece iki.

Aldığımız hakları geri mi vereceğiz? Bize tahammül edemeyen bir meclis başkanımızın olduğunu unutmayalım!

KAYNAK: Türkiye’de Kadın Özgürlüğü ve Feminizm, Zafer Toprak, İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2015

 

 

Diğer Yazıları

  Hava Durumu


ISTANBUL

  Yazarlar

EMİN VAROL

EMİN VAROL

DÜŞÜK PROFİL

Köşe yazılarının tüm adli sorumluluğu yazarına aittir.

  Puan Durumu