Böke'den ekonomi için 6 maddelik çağrı
Hükümet Sözcüsü Bozdağ: Dolarla oynayıp seçim sonucunu değiştireceğini sananlar aldanıyor
Meteoroloji'den İstanbul uyarısı: Hafta sonuna dikkat
Rus uzmanlar ‘Türkiye’nin iflası başladı’ haberini değerlendirdi
23 ilde operasyon: 70 asker hakkında gözaltı kararı

OSMANLI’YA BAHAR GELİR GÜLLER AÇAR; KADINLAR AÇILIP SAÇILIR FERMANLAR ZULÜM SAÇAR!

ECE ATAER

07-04-2018 22:22


Cemreler bir bir düştü ve bahar geldi. Güneşin içimizi ısıtmasıyla bedenlerimiz de sarı canlılıktan nasibini alma telaşında. Bu yıl pek kış olmasa da kalın yün kazakların, mantoların yerini ince pamuklu elbiseler, gömlekler, tişörtler çoktan aldı. Hemcinslerimin etekleri kısaldı, yakaları açıldı.  Bedenlerimiz firarda… Ruhlarımız ise sokakta. Zamanımız geçmeden bir kez daha bir bahar daha yaşamak ise kadın erkek hepimiz için tatlı bir heves.

Her kadının bir baharı,  bir Lâle Devri vardır elbet. Ya Osmanlı’da Lâle Devri? (!713-1730) Kadınlar;  İstanbul’da mesire yerlerinde, çerağ sefalarında, Haliç ve Boğaz’ın kenarlarını süslemiş yalıların ve köşklerin çemenzârlarında  salına salına dolaşmasa ne anlamları olabilirdi Saray-ı Âmire sultan bahçelerinin, Çırağan’ın, Sâdabad’ın; Çubuklu ve Göksu derelerinin?

Osmanlı’da padişahlarıyla birlikte devirler değişmekte; kadınlar için yasaklar çeşitlenmekteydi.

Anadolu’da kadın, kırsal alanda başka bir âlemde erkeklerle didişirken İstanbul’da lüks tüketim maddeleri çoktan kadınların günlük yaşamına girmiş, Avrupa’dan moda esintiler Boğaz’ın ılık rüzgârıyla pencerelerden cumbalı, kafesli, ahşap evlerin içlerine dolmuş hatta dar sokaklara kadar taşmıştı. İpek şalvarlar pembe, açık mavi, sarı renklerle topuklara kadar çıkıyor;  dokuması incelen feracelerin altından hafifçe görünüyordu. Şalvarların üzerine beyaz ince kumaştan, işlemeli, kolları yarı bileğe kadar uzun, geniş gömlekler giyiliyor hatta feracelerin yerini uzun kollu, sırmalı, düğmelerle bezenmiş, beli kalın kemerli değerli taşlarla süslü, uzun entariler alıyordu. Başlara giyilen kadife kalpaklar ve hotozlar; inci ve elmaslarla süslüydü ve rengârenkti. Saçlar tüllerin altından hafifçe görünmeye başlamış, zülüfler başlıkların kenarlardan uçuşuyordu.

İKTİDAR YASAKLARDAN BESLENİR!

Ve önlem alınmalıydı! Kadınların ahlâk ve namusunun korunması iktidarın tekelindeydi. Kocaları dahi bu konuda ancak belli bir yere kadar söz sahibiydi. Devletin açıklarından zaman zaman yararlanılsa da düzenin sarsılmadan devam etmesi için yeni yasaklar gerekti.

1730’da Vakanüvis Şemdanizâde’ye göre “Mirasyedi meşrep, gece ve gündüz zevk ve sürûr icad edip halkı aldatacak şeyler lazımdır deyü bayramlarda meydanlara dönme dolaplar, beşikler, atlıkarıncalar, salıncaklar kurdurup erkeklerle kadınları karışık salıncağa bindiren, hubbaz yiğitlere kadınları kucaklatan, hoş sâdâ şarkılar söylettiren, dahası Zülâli Hasan Efendi’nin fingirdek hanımının göğsüne çil altınlar sokuşturan Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, bu nezahetin tadını kaçırmıştır.”

Bunun üzerine Damat İbrahim Paşa durur mu? Helva sohbetlerine kadınların da iştirak ettiğini duyunca hemen bir ferman çıkarır:

“… bazı yaramaz avratlar, halkı baştan çıkartmak kastıyla sokaklarda süslü püslü gezmeye, libaslarında türlü türlü bid’adler göstermeye, kefere avratlarını taklit ederek serpuşlarında acayip şekiller yapmaya başlamışlar; ismet âdâbını tamamen kaldıracak mertebede kıyafetler uydurmaları, evvelce men edilmişken, namus perdesini tekrar kaldırmaktan korkmamaları, türlü türlü kötü kıyafetlerle dolaşmaları, birbirini gözeterek ismet ehli hatunları da baştan çıkarma noktasına varmışlardır. Irz ehli ve ismet sahibi kadınlar, kocalarını kendilerine bu yeni çıkma elbiseler tedarikine zorlamakta imiş. Kudreti yetmeyenler ve yetip de karılarının bu nevzuhur kıyafetlerine bürünmelerine rızası olmayanlar karılarından ayrılma derecelerine varmışlar… Bu garip kıyafetler yasaktır. Kadınlar bundan böyle büyük yakalı feracelerle sokağa çıkmayacaklardır, başlarına üç değirmiden fazla yemeni sarmayacaklardır. Feracelerinde süs olarak bir parmaktan kalın kurdele kullanmayacaklardır. Kadınlar mesire yerlerinde büyük yakalı feracelerle görülürlerse yakaları o anda alenen kesilecektir. Uslanmayıp ısrar edenler olursa yakalanıp İstanbul’dan taşraya sürgün edileceklerdir. Bu husus, mahalle imamları vasıtasıyla bütün İstanbul kadınlarına tebliğ olunsun. Yaramaz avratlara uymak yüzünden sokakta elbiseleri yırtılarak perde-i ismetleri lekeleneceği ırz ehli hatunlara anlatılsın…”

YASAKLAR DELİNMEK İÇİNDİR!

Yine 1730’da Patrona Halil Ayaklanmasıyla 3. Ahmet tahttan indirilir. Yerine geçen Şehzade Mahmut, geleneğe uygun olarak devletin kadınlar üzerindeki denetimini sürdürür.

“Bahar mevsimi geldi. Kadınların bazıları gezme bahanesiyle Üsküdar’dan, Kısıklı, Bulgurlu ve Çamlıca ve Merdivenköyü ile bazıları dahi Boğaz’dan Tokad, Akbaba, Dereseki ve Yuşa’ya arabalarla gidip açık saçık dolaştıkları ve çeşitli rezalet ve iğrençliklere cesaret ettikleri, sözlerine inanılır kimselerden haber alındı. Bundan böyle kadınların arabalarla uzak mesirelere gitmeleri yasaktır. Giden kadınlar ve kadınları götüren arabacılar şiddetle cezalandırılacaklardır.”

3. Mustafa daha da ileri gider, Kendi gezintisine ayırdığı haftanın üç gününde, İstanbullu kadınların sokağa çıkmalarını yasaklar. Galata Kadısı yine 3. Mustafa’nın emriyle:

“Kadınların rengârenk şali softan ferace giymemeleri için evvelce emirler çıkarılarak tembih olunmuşken bu esnada bazıları o tembihe muhalif hareket ve ekseriya bed renk ve yakaları belleriyle beraber ferace giyip gezdikleri padişah hazretleri tarafından görülmüş olduğundan, bundan sonra kadınlar şali softan ve açık ve bed renk çuhalardan ferace giymeyip, giydikleri çuha feraceleri ancak koyu yeşil, güvez ve nefti gibi koyu renklerden olmak hususunda Hatt-ı Hümayun çıkmıştır.

Hükümlerden kadınların zaman zaman bu yasaları dinlemedikleri ve deldikleri açıktır.

3. Mustafa gider ve yerine 1. Abdülhamit gelir. Bu sefer ferace kalınlaşır. 1786’da: “Hanımların Galata işi denilen tel, sırma ve klabdan işleme suzeni şeyler alıp satmaları yasaklanmış olup giymeye cüret edenlerin cezalandırılacakları, bu gibi malı kim dokur ve yapımına cesaret ederse ve hangi dersi kesip biçerse yakalanıp dükkânının önünde asılacağı, bunun herkese duyurulması” hakkında Reisülküttap Efendi’ye buyruk verilir ve 1787’de bu buyruğun benzeri yinelenir.

Ve sonra başka bir buyruk ve başka bir buyruk gelir ve bu buyruklar Cumhuriyet’le nihayet biter, kadına bir tutam derin bir nefes verilir. Ne zamana kadar mı?

Bunun yanıtını zaman  gösterecek ve bizim bu nefesi ne  kadar istediğimiz belirleyecek!

Kaynak: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kadının Kısa Tarihi, Güldal Okuducu, İstanbul: Kaynak Yayınları, 2014

 

Diğer Yazıları

  Hava Durumu


ISTANBUL

  Yazarlar

KAZIM ÇİLOĞLU

KAZIM ÇİLOĞLU

Af-erin!

Köşe yazılarının tüm adli sorumluluğu yazarına aittir.

  Puan Durumu

  O G B M A Y AV P
1.GALATASARAY A.Ş. 34 24 3 7 75 33 42 75
2.FENERBAHÇE A.Ş. 34 21 9 4 78 36 42 72
3.MEDİPOL BAŞAKŞEHİR FK 34 22 6 6 62 34 28 72
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 34 21 8 5 69 30 39 71
5.TRABZONSPOR A.Ş. 34 15 10 9 63 51 12 55
6.GÖZTEPE A.Ş. 34 13 10 11 49 50 -1 49
7.DEMİR GRUP SİVASSPOR 34 14 7 13 45 53 -8 49
8.KASIMPAŞA A.Ş. 34 13 7 14 57 58 -1 46
9.KAYSERİSPOR 34 12 8 14 44 55 -11 44
10.EVKUR YENİ MALATYASPOR 34 11 10 13 38 45 -7 43
11.TELESET MOBİLYA AKHİSARSPOR 34 11 9 14 44 53 -9 42
12.AYTEMİZ ALANYASPOR 34 11 7 16 55 59 -4 40
13.BURSASPOR 34 11 6 17 43 48 -5 39
14.ANTALYASPOR A.Ş. 34 10 8 16 40 59 -19 38
15.ATİKER KONYASPOR 34 9 9 16 38 42 -4 36
16.OSMANLISPOR FUTBOL KULÜBÜ 34 8 9 17 49 60 -11 33
17.GENÇLERBİRLİĞİ 34 8 9 17 37 54 -17 33
18.KARDEMİR KARABÜKSPOR 34 3 3 28 20 86 -66 12