Okul Gemisi'nin Öyküsü

EMİN VAROL

27-05-2019 14:39


Bodrum, gerçekten güzel işler yapıyor.

Özellikle, "Denizcilik" alanında yaptığı başarılı aktiviteler nedeniyle, bir marka haline geldi.

Bodrum'da buna katkıda bulunan çok sayıda entellektüel denizcilerimiz var. Yani, "denize arkasını dönüp oturmayanlardan" söz ediyorum. Sezon boyunca gerçekleştirilen yarış ve benzeri faaliyetlerle, gençlere denizi sevdiriyor ve denize olan ilgisini daha da arttırmaya çalışıyorlar.

Bu güzel işlerden biri de;

Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışı ve Milli Mücadele'yi başlatmasının 100. yılı etkinliklerine Bodrum'un katkısıydı.

The Bodrum Cup yarışlarında, Ege Denizi'nde  kupaya doymayan Bodrum Okul Gemisi, 100. yılda büyük bir misyon üstlendi, Ege ve Marmara Denizlerini aşarak, Karadeniz'e çıktı.

Sanıyorum, "Okul Gemisi"nin bir örneği Türkiye'de henüz yok.  

Bodrum'da, böyle bir düşünceyi, gerçekleştirenleri kutlamak lazım.

Bunların başında da Erman Aras'ı.

Bu ünlüdenizci,"2001 yılı notları"nda, Cumhuriyet tarihimizin ilk Yelkenli Okul Gemisi'ninöyküsünüanlatıyor.

Erman Aras, kendisine ait deyimle, "Deniz Üzerinde Bir Laboratuvar" olan, Yelkenli Okul Gemisi düşüncesinin nasıl doğduğunu ve nasıl gerçekleştiğini, bütün gerçekleriyle, geminin denize indiği yıl, Eylül 2001 tarihinde kaleme almış.

Atatürk'ümüze karşı görevini yapmaktan, yelkenlerini doldurarak dönen Okul Gemisi'nin başarı öyküsünülütfen sonuna kadar okuyun.

İçinde herkes kendine göre çok şey bulacak.

Bu öykünün  yazılı tarihe geçmesi gerekir diye düşündüm ve bugün sütunumu bu yaşanmışlıklara açıyorum.

 Erman Aras'ın 2001 yılı notları:

" Bodrum ve bu bölgede yaşayanlar,bilinen tarihleri boyunca hep denizle iç içe olmuşlar,onunla serinlemişler, onun ürünleri ile karınlarını doyurmuşlar.Bir çok kez ise onun içinsavaşmışlardır. Zaman içerisinde değişmeyen tek şey,geçimlerini denizin altında veyaüstünde hala kazanma uğraşı veriyor olmalarıdır.

Yat yapımcılığı,onların en eskimesleklerinden birisidir. Günümüzde Mavi Yolculuk olarak ortaya çıkan turizm hareketi ilebir anda inşa ettikleri yatların sayıları ve değerleri artınca bu sektördeki dengeler de değişmiş,usta çırak ilişkisi ile yetişen denizciler yetmez olmuştur.

Her yıl,denize inen yatların büyüsüne kapılıp, yatçılığı meslek olarak seçince, bende bir süresonra sektörün gerçek yüzü ile karşı karşıya kalmıştım.

Yalnızca,yatların güzelliği, konforu veiki üç aylık güneşe dayalı sezonu yetmiyordu, Yatırımların daha karlı olabilmeleri için yatlarıeskilerde olduğu gibi rüzgar kuvveti ile götürmemiz ve arzulanan seyirleri yaptırmamızgerekiyordu.

Yelken Eğitimi o kadar önem kazandı ki bu işi iyi bilen eski kaptanlar da yavaş, yavaş emekli olma sınırına gelmişlerdi. Bu ihtiyacımızı yıllar içinde Ankara’yaanlatamamıştık. Anadolu Kız Meslek Lisesi bünyesinde açılan deniz turizmi sınıfları ise hiçyoktan iyi olmakla birlikte,meslek hocaları olmayan,garip bir uygulama olarak karşımızaçıkmış,çözüm yerine yeni problemler yaratmıştı. Kıyı kasabalarına gerçek anlamda meslekeğitimi verecek denizcilik okullarının açılmasından ümidimizi kaybedince,bireysel olarakproblemleri nasıl çözebiliriz,arayışlarına başlamıştık.

Era Yatçılıkolarak ben ve arkadaşlarım önce,Bodrum Cup Yat Yarışlarını organize etmiş, sonra da Era yelken Kulübünü kurarak,altı ve üzeri yaş gurubuna yelken kursları düzenlemeyebaşlamıştık. Birçok konuda yol almamıza rağmen asıl sorunun çözümünden hala çok uzaktık.

Yörenin çocuklarına meslek eğitimi verecek okul mutlaka gerekliydi okul açılması içinbaskılarımıza devam etmeliydik. Fakat derinlemesine düşününce bir gün bu okul hayaligerçekleşse bile ancak sektöre yeni başlayanları kurtarabilecektik. Bunca yatlarda çalışanlarnasıl olup ta özellikle yelken konusunda eğitilecekti ! Onlar bu yaştan sonra okula dagitmeyeceklerine göre; üstelik hepsinin gemi adamı ehliyetleri de vardı.

Çözüm sektörde çalışanlara özellikle kış aylarında denizde pratik yapabilecekleri denizüzerinde bir laboratuar olabilirdi..O halde bir okul gemimiz olsa, biz çok yol alabilirdik.

Tarih kitaplarından öğrendiğimize göre Osmanlı devrinde dört adet yelkenli okul gemimizvarmış, Cumhuriyet tarihimizdeki bu ayıbı da ortadan kaldırabilirdik. Böyle bir gemi,sektöreyeni başlayanlar için ise bulunmaz bir imkan sağlayabilir diye düşünüyordum..

Onlarınyetişmesi için yıllarca beklenmeyecek,hem de başlangıçta doğru bilgilerle tanışmışolacaklardı. Hele,okul gemisi ile yılda birkaç kez yurtdışı etkinliklere de katılabilirsek,'bugençlerimize büyük tecrübe olur' diye hayaller kurarken,bir yandan da bu hayallerin gerçeğedönüşmesi için arkadaşlarımın,bu konuya hassas kişilerin nabzını yoklamaya karar vermiştim.

Fikir olarak karşı gelen çok az olmakla birlikte,genelde erişilemez bir hayal olarakgörüyorlar, 'kaynak nasıl bulunacak'sorusuna takılıp kalıyorlardı.

Fikri paylaştığımda karşıöneriler böyle bir geminin satın alınması yönündeydi. Deniz Ticaret Odası'ndakitoplantılarımızda,dönemin başkanı Gürkan Erertem böyle bir gemiyi yurt dışından çok ucuzabulabileceğimizi söylüyordu.Elimizde nakit para olmadığı için bu imkansızdı. Hiçbir zamanda olamazdı. 'Her yıl onlarca yat yapılan bir yörede,küçük katkılarla ortak bir yat niyeyapılmasın'diye düşünüyordum .

Bodrum Belediyesi, Bodrum Kaymakamlığı, Muğla Valiliği,Deniz Ticaret Odası, Türsab, Ticaret Odası, Bodrum Denizciler Derneği, Deniz sektöründekiesnaf, personel ve işletmeler, Bodrum Cup Yat Yarışlarına katılan ve Bodrum’a gönül vermiş iş adamlarınınpotansiyelleri böyle bir yatırımı çok rahatlıkla yapabilmeliydi.

Sorun,bupotansiyeli nasıl harekete geçirecek ve nasıl başlayacaktık. Bir kez başlansa bu kez Bodrumdışındaki sektördeki firmalar ve kişiler devreye sokulabilir , çok az bir nakitle daha çokmalzeme yardımı ile sorunu aşabilirdik.. ' Yara almadan,proje denize inme aşmasınagetirilebilirse,herhalde denizcilik camiası donanımını da yapar,o aşamadan sonra oradabırakmaz'diye düşünüyordum.

Esas, beni korkutan denize indikten sonraki eğitim aşaması vememleketimizde iki kişilik ortaklıkların bile yürümediği bir ortamda bu kadar kişi vekuruluşla ortak bir çalışmayı yürütmekti..

Biraz daha ilersini düşününce bunun ' pembe birhayal'olduğunu düşünüyor, kendi kendime,'geç bunları'diyordum.

Zaman,zamansohbetlerde veya sorunlara çözüm aradığımız toplantılarda yollar hep bu projeye çıkıyor vedüşüncelerim tekrar alev alıyordu.

1994-99 dönemi,Bodrum Belediye Başkanlığı seçimi ise bu projenin hayatageçirilmesinde ilk dönüm noktası olmuştur.

Başkan adayı olan,deniz sektöründe çalışanbaşarılı iş adamlarından,Bodrum Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu'nda da beraberçalışmakta olduğum Sn. Tuğrul Acar’ın Meclis üyelerini belirlemek için hazırladığı listede, yine DTO Yönetim Kurulu Üyesi olan, deniz tutkunu ve yılların kaptanı Sn. Hamdi Can Giz ve çoksayıda deniz kökenli arkadaş listede olunca, önceki sohbetlerimizden projeye de sıcak baktıklarınıbildiğim için ben de Belediye Meclisi listesine dahil oldum.

Okul gemisi projesini,böyleceseçimlerle birlikte artık Bodrum Belediyesi projesi haline dönüştürmüştüm.

DöneminKaymakamı Sn. Uğur Boran başta olmak üzere bürokratlar, kurumlar ve sektörde ilerigelenleri bir araya getirerek sistemin işlemesi için ihtiyaçları belirledik. Projenin sağlıklı birşekilde yürüyebilmesi için bir vakıf ve vakfın iktisadi işletmesi gerektiği ortaya çıktı.Geminininşası ve işletilmesinin belediye gibi siyasi bir kurumun bünyesinde yapılamayacağına herkeshemfikirdi.

Yeni bir vakıf kurulacağına öncelikle Bodrum’daki vakıflara teklif götürdük.

Bosav olumlu yanıt veren tek vakıf olmuştu. Yat turizmine yıllarını veren başkanı Sn. CengizOral (Aloş) en az bizim kadar heyecanlanmıştı. 'Projenin yürüteni olmaya hazırız'derkenBosav olarak bu projeye ayıracak bütçesinin olmadığının da altını çiziyordu.

Belediye meclissalonunda yapılan toplantıda oy birliği ile karar verilmişti. İmece usulü ile her kurum vegönüllüden yardım istenecek, Bodrum Belediyesi ve Kaymakamlık en büyük destek verenkurumlar olacaktı. Bosav Koordinatör görevi üstlenecek ve gemiye Bodrum ve denizcileradına sahip olacaktı.

Artık geri dönülmez bir yolculuğa başlamıştık. Çatı kurulduğuna göre plan safhasınageçebilirdik. Demir Duru’nun bir yatırımı olan Durukos Jasmin en son limana inenyatlardan birisi idi. Sn. Yücel Köyağasıoğlu tarafından planlanmış ve inşaatı gerçekleştirilmişidi.

Tepecik cami yanındaki rıhtımda geminin son hazırlıkları yapılırken yatta kendisiniziyaret edip konuyu açtığımızda bizler konuşurken o çoktan kafasında planları çizmeğebaşladığın hissetmiştik bile.

Derken,Mümtaz Göztepe, Yücel Erkal, Mercan Mehmet(MehmetNalbantoğlu), Küçük Kirli (Mehmet Durmaz), Tony Marciniec, Fehmi Gürbüzer, AydınYazıcı , Oktay Kıpcak da guruba katılmıştı. Tuğrul Acar’ında yer aldığı yapım komitesineErman Aras olarak ben de başkanlık yapıyordum.

Ok yaydan fırlamıştı . Herşey çok hızlıgelişiyordu.Yücel Köyağasıoğlu’ndan projeler sanki uçarcasına elimize gelmişti hemen birbroşür yapmamız ve geniş kitlelerle bu projeyi paylaşmamız gerekiyordu.

İlk resmi ziyaretimizi, biir toplantı için gittiğimiz İstanbul ‘da Deniz Ticaret Odası'nayapmıştık.Belediye Başkanı Tuğrul Acar,Yardımcısı Hamdi Can Giz de bu ziyaretteyanımızdaydı. Aynızamanda bu ekip,DTO Bodrum Şubesi’nde de Yönetim Kuruluolarak görev yapmaktaydık. Heyecanla olayı özetlemiş fakat projemiz Başkan Sn. CengizKaptanoğlu ’nun kafasına pek yatmamıştı. Ama,üzerlerine düşen görevleri yapmaya sözvermişti.

Yardım için kapısını çaldığımız kişiler ve dostlar, 'bu gemi ne kadara çıkacak,bütçe içinkaynaklarınız var mı?'diye soruyorlardı.

İlk sorunun cevabı kolaydı 1.000.000 Bir MilyonAmerikan Doları, ama ikinci sorunun cevabını vermek hiçte kolay değildi. Bizde bir dolar bileyoktu.Bu kadar yatın yapıldığı bir Bodrum’da sektörün geleceği, gençlerimiz, çocuklarımıziçin bir yatta onlardan artanlarla niye yapılmasın diye yutkunuyorduk. Soruyu yanıtlarken, 'paramız yok ama verilen sözler var'diyorduk.

Muğla Valisi Sn. Lale Aytaman olarak görevyapıyordu. Bizlere,ağaçların ormandan tahsis alınabileceğini söylemişti. Bütçenin önemli birbölümünü böylece karşılamış olacaktık. Daha önce Orman Bölgede çalışan ve AnavatanPartisi Muğla Millet vekili Sn. Nevşat Özer’i de yaptığımız ön görüşmeler sonucundaağaçların temini konusunda ayrı bir güvence olarak görüyorduk.

Bu sözlü güvencelerle yardım talebi için kapısını çaldığımız ilk kişileri pek tatminedememiştik.Ortada elle tutulur bir şey yoktu. Birçok kişi beklemeyi tercih ediyordu. Tabii kihaklıydılar. Ülkemizde iyi niyetli bir sürü girişim hep suistimal edilmiş örneklerle doluydu.

Biz de kendimize yeni stratejiler belirledik. Bir yatın yapımında iskeletin ortaya çıkışı toplambütçe içersinde çok az bir maliyettir. Belediyenin ve devletin imkanlarını harekete geçirerekiskeleti ayağa kaldırabilirsek, çok yol alınmış gibi görünebilir ve böylece daha kolay yardımisteyebilirdik.

Bizler,düşünceden eyleme geçme çareleri ararken Deniz Kuvvetleri Komutanı Sn. GüvenErkaya bir Bodrum seyahatinde bizlere çok şey verdi. Sn. Erkaya ’nın destekleri OkulGemisi için diğer bir dönüm noktası olmuştur. Deniz Kuvvetlerinden emekli olmasınasanıyorum bir ay gibi bir süre vardı.Yapım Komitesi üyemiz Sn. Oktay Kıpçak Bodrum’ageldiğini öğrenir öğrenmez hemen bizlere randevu almıştı. Yücel Erkal ve Oktay Kıpçak ilebirlikte paşayı ziyaret etmiş, projeyi aktarmıştık. ' Sn Erkaya'nın, 'Gemiyi kızağa koymak için ne gerekli?' sorusuna cevabımız,'30 ton kurşun'olmuştu. 'Hemen hazırlıkları yapın göndertiyorum'dediktensonra bizlere bu projenin en kısa sürede bitirilmesini rica etti. Gölcük’teki tersanelerdenyararlanabilmemiz için gerekli yazıları hemen göndermesi,bizlerin ufuklarını açmıştı.Sohbetimiz esnasında,donanmamızdaki üç sınıfın da yelkenli okul gemilerine ihtiyacıolduğunu ve bu yatırımın kendileri içinde bir örnek teşkil edeceğini iletmesi bizlere büyükmoral olmuştu. Paşa,bizlere sonunda bir de sitem etmişti, niçin daha önce bu projeyebaşlamamıştık, ' Emekliliğime yakın bu söylenir mi, yoksa ben sizlere daha fazla yardımcıolabilirdim'diyordu.

Paşanın yanından ayrılırken sanki omuzlarımızdan bir yük kalkmış gibiydi. Kurşunlar gelmeden inşa edilecek bir alan bulmamız gerekiyordu.Bize kalsa Bodrummerkezde yapar,turistlerinde ilgisini çekmek isterdik. Hele her ziyaret edenden para almakfikri oldukça taraftar buluyordu. Sonunda, İçmeleruygun yer olarak seçildi. Coşkun ve EnginDeniz, yat yapım işlerine ara vermişlerdi. İçmeler’de Sn. Uğur Sert’in atölyesini boşaltmaküzerelerdi. Bizlere sundurmalarını bıraktılar. Sn. Uğur Sert’ten ise bu alanı belirsiz bir süreiçin tahsis istedik. Sayın Sert alanın yanı sıra bir telefon, bir ofis iki depo da vermişti. Bukadarını hayal bile edemezdik. Küçük Kirli tüm bu olumlu haberlerle birlikte TussockYatçılık’tan bağış sözü alarak geminin ağırlığı için kullanılacak saç levhalarıısmarlamış vegelir gelmez yapıma başlamıştı. Bodrum Belediyesi’nin yardımları ile düzeltilen sundurmaaltında ağaçlarımız da gelirse artık Gemiyi kızağa koyabilme noktasına gelebilirdik.

Bağışlarla bir anda hızlanmıştık . İnsanlar karşılıksız birçok yardımlar yapıyor birçok esnaf, işçilik almaksızın yardımcı olabilecekleri sözlerini veriyorlardı.Sıra,ahşap işçiliği yapacakustaları bulmaya gelmişti. İleride yanlış bir olayla karşılaşmamak için dikkatli olmamızgerekiyordu. Bir ihale açmağa karar verdik. İhalenin şartları çok ilginçti. En az iki buçuk yılyapımı sürecek böyle bir yatırım için sadece maliyetine iş yapılacak ve bütçemiz olmadığıiçin para ne zaman bulunursa o zaman ödenecekti. Böyle bir ihaleye katılan olur muydu?Bu, Bodrum’daki bir tersane için çok ağır bir şarttı.

Sadece Demir Duru ve Dinç Aslantersanelerinden teklif gelmişti . İhale Yılmaz Dinç ve Ahmet Aslan ustalarda kaldı.

'Bizler içinbir onur'diyorlardı ama şimdi düşünüyorum da onlar açısından büyük bir risk ve cesaretti .

Uzun uğraşılardan sonra Lale Aytaman’ın girişimleri ile ağaçlar için Dönemin Başbakanı Sn.Mesut Yılmaz’a kadar ulaşmıştık.Sonunda tahsis yazılarımız geldi, ama sevincimiz fazlasürmedi. İlk darbeyi yemiştik. Tahsisler meğerse paralıymış, hem de alacağımız ağaçlarpiyasadan daha pahalı olmak zorundaymış. Çünkü seçme şansı verilmiş.

Bu haberle birlikteyıkılmıştık. Ağaç alım açığını kolay kolay kapatamazdık. 32 metre bir gemi için ağaç al albitmez ki... Neyse ki imdadımıza Belediye Başkanı Tuğrul Acar ve Meclis Üyesiarkadaşlarımız yetişti.Töreni yapabilecek ve bize bir ay yol aldırabilecek ilk parti ağacı birarkadaşa rica ederek aldırtmayı başardılar. Ustalarımız heyecanla ilk ağaçları vakitgeçirmeksizin kesip kurutmaya bıraktılar.

Gemi için yardım alabileceğimi düşündüğüm en büyük camia ise Bodrum Cup’a katılangruptu. Onların da olmasını arzu ederek 9.Bodrum Cup startı öncesi 19 Ekim 1997 Cumartesigünü coşkulu bir törenle gemi kızağa kondu. Sn. Güven Erkaya, Deniz Ticaret Odasıyetkilileri, Bodrumlu denizciler hep oradaydı. Bir de misafirimiz vardı. Daha önce yazışmalaryaptığımız İsveç’te bizim projeye benzer ama aynı yıl içersinde inşasına başlanan, unutulanahşap yat yapımcılığını hatırlatmak gayesi ile devlet olanakları ile de desteklenen diğer birokul gemisinin kaptanı da aramızdaydı. İki Proje birlikte yol alacaktı.

Ekim Ayındaki törenin ardından uzun bir süre geçmiş, fakat fazla yol alamamıştık. İskelet vesarım için gerekli olan tüm ağaçları bulup kurumalarını sağlamamız gerekiyordu. BodrumBelediyesi bu noktada gerçekten üstüne düşen görevi fazlası ile yaptı. Belediyede o sıralardaişi olup da hali vakti yerinde olan vatandaşlardan gelen ağaç bağışları,biraz nefes almamızısağlamıştı.

Yapımda en çok kullanılacak kalemlerden birisi de tutkal, boya ve verniklerdi. Duratekfirması bizlere maliyetinde altında vermeği kabul ettiği ilk partinin de parasını ne zamanödeyecektik,bilemiyorduk. Buna rağmen tüm inşa boyunca bizleri bir gün bile malzemesizbırakmadılar. Nisan ayına geldiğimizde artık ağaçlar işlenebilecek noktaya gelmişti. Diğerhazırlıklarımızı da tamamlamıştık.Arkadaşlar arasında bazen şakalaşıyorduk. 'Okul GemisiErbakan’ın temellerine benzedi'diye. Törenden sonra altı aydan fazla zaman geçti bizimağırlık ilk günkü yerinde öylece duruyordu.

Açılan kampanyalar sonunda geminin ismi “Bodrum” olarak benimsendi. İş bölümü ise geçengünler içersinde kendiliğinden ortaya çıkmıştı. Yapım Komitesi başkanı olarak Ofisçalışmalarını ben bürodan yürütüyordum, kritik noktalarda ise tüm arkadaşlar bir arayageliyor,önemli kararları birlikte alıyorduk. Vakıf başkanı Cengiz Oral tüm mali işleri vediğer bil-cümle işleri takip ediyordu, Yücel Erkalda ona en yakın yardımcı olan isimlerdenbirisi idi. Yücel Köyağasıoğlu denetiminde Yılmaz ve Ahmet Ustalar inşaatla ilgileniyorlardı.Mercan Usta,fırsat buldukça geminin yardımına koşuyordu. Yapım komitesindeki ustalarkendi üstlerine düşen görevleri fazlası ile yapıyorlardı. Ama mutlaka birimler arasında iletişimikuracak ve alınan kararları takip edecek bir kişiye ihtiyaç her geçen gün kendinihissettiriyordu. Böyle bir bütçeyi hiçbir zaman bulamamıştık. O sırada Era Bodrum YelkenKulübü Antrenörü Kaptan Aydın Bülbülkaya çalışmakta olduğu yattan ayrılmıştı. Bir sohbetanında sıkıntımızı anlatınca görevi memnuniyetle kabul etti. Artık gemimizin Kaptanı ’davardı.İşlerin takibi daha sağlıklı olmaya başlamıştı.

Her kapıyı deniyorduk. Deniz Ticaret Odası Genel Merkezi'neartık daha da baskı yapmazamanı gelmişti. Geminin iskeleti de artık ortaya çıkmıştı. Bodrum’daki diğer ana kurumumuz, Denizciler Derneği’ni de bir türlü harekete geçirememiştik. O dönem başkanı Ali Gönül’üikna etmek için kaç günümü harcadığımı bende unutmuştum. Nuh diyor Peygamberdemiyordu. 'Hele biraz daha yapın,yönetim kurulunu ikna edeceğim'diyordu.

“Ali abi biz bunukimin için yapıyoruz ?! Ne bekliyorsunuz ?! Siz şimdi el verin ki ilerlesin, İstanbul’dakilerdenyardım isteyelim”sözlerimiz de ikna edemiyordu. Demek ki daha beklememiz gerekiyordu.

Şubat ayında İstanbul’da Boat Show vardı, Ünver elektrik’in sahibi ve bizlere bu projededesteklerini esirgemeyen Sn.Bilgin Ünver’in fuarı düzenleyen firmanın sahibi ile arkadaşolduğunu biliyordum.Fuar idaresinden ücretsiz bir stand talebimiz olsa acaba ne derlersorusuna olumlu cevap hemen gelmişti, biz de Belediye Başkanı Tuğrul Acar, Hamdi Giz,Cengiz Oral,Aydın Kaptan’dan oluşan kalabalık bir ekiple katılmayı kararlaştırdık. Fuardakifirmaları tek tek dolaşarak mal bağışı yapmaları için çağrıda bulunduk. Bazı firmalar konuyasıcak bakarak verebilecekleri mallar için imzalı taahhütte bulundular. Bu taahhütlerdenbirçoğu gerçekleşirken,bazıları hala bu gün içinde beklemede durmaktadır.

Fuarda en önemli gelişme Bodrum’da birçok yatın elektrik işlerini yapan “Delmar” firmasınınsahibi Sn. Hasan Sinop’un “Man” Motorlarının yeni bayisi olduğunu ve firmadan gemi içinmotor talepte bulunduğunu ve olumlu yanıt aldığının müjdesini vermesi oldu.

Gerçektenilerleyen günlerde kendilerine gerekli dosyaları gönderdikten sonra bağış kesinleşmiş 450HP’lik motoru “MAN” ücretsiz olarak vermeyi kabul etmişti. Geçen zaman içersinde AydınKaptan’a ödeme yapamadığımız için bu kadar önemli bir görevi boş bırakmak zorundakalmıştık. Geminin yapılırken bir kişi bile ekibi olmaması ilerde denize inme aşamasındabizlere sıkıntı yaşatacağını çok iyi biliyorduk.

Motorun bulunması gemi için yine bir dönüm noktası olmuştu. Moraller düzelmiş yenidenbağış istemek için umutlanmıştık. Koskoca motoru bile firmalar verebildikten sonra demek kidoğru adamdan doğru zamanda istemesini öğrenecektik.

Buna iyi bir örnek de Sn. Ali Şen ileyaşamıştık. Ali bey ile tersanade gemiyi gezmiş ve sonra kendisi çok güzel bir tespit yapmıştı.Bodrum’a yatırım yapan arkadaşları arayalım onlara derdimizi daha rahat anlatırız demişti vesağolsun Sn. Mehmet Nazif Günal’dan 50.000 Dolarlık bağış aldırmıştı. Bu bağışla gemimizkoşmaya başlamıştı. Bu arada Kasa İsmail Kaptan'ın,teknesinde kullanmadığı,küçücük ağaçparçalarını getirip,'akülerin altına kullanırsınız'diyerek kalpten inanarak bağışları,bizleri çokheyecanlandırıyordu. Büyük bağışlar kadar önümüzü açmasa da küçük jestler büyük moral kaynağı oluyordu.

Zaman çabuk akıyordu ve yeni belediye seçimleri ufukta gözükmüştü. Proje bundan sonragelecek yeni belediye yönetimi ile devam edecek gibi görünüyordu. Daha işin yarısına bilegelmemiştik.

Bu arada inşaya başlamadan ön şart koştuğum olmazsa olmaz olarak nitelendirdiğim dönersermaye talebimize Bodrum Belediye Meclisi, geminin denize indikten sonra eğitimsürecinde giderlerini karşılaması için boş olarak duran TepecikCamii yanındaki eski kahvenin olduğu alanı 10 yıl süre ile kullanım hakkını Bosav Vakfınaverdi. Hemen kolları sıvayıp inşaata başladık. Gemi yetmiyormuş gibi yine enyakınlarımızdan bu sefer demir, çimento istemeye başladık.

Başta Tarık Atalay olmak üzereNeyzen Tur, Mehmet Kocair ilk yardıma koşanlardı. Bofor Mobilya da sandalye masalarıbağışlamıştı.

Belediyenin de katkıları ile Harup çalısından nostaljik çardağın bitmesi ilegeminin ilk döner sermayesi de böylece kurulmuş oldu. Artık ilerisi için daha güvendeolabilirdik.

Bu arada Denizciler derneği yönetim kurulu,eski para ile yüz milyonluk (100 TL) bağışyapmayı kararlaştırmıştı. Miktar komikti,ama bizim için anlamı büyüktü.Demek ki artıkinanmışlardı. Nasıl olsa ilerde daha çok yardım yapmak zorunda kalacaklardı, çünkü bu gemidenizcilerindi,yani onlarındı.

Deniz Ticaret Odası ile mücadelemiz ise devam ediyordu.Deniz Kuvvetleri Komutanı sayın Güven Erkaya’nın kontaktları ile Gölcük’teki hurdadepolarını,Oktay Kıpcak’ın rehberliğinde Tuğrul Acar ve Hamdi Giz ile birlikte ziyaretettik. Deniz Kuvvetleri'nin izni ile geminin işine yarayabilecek çipa ve benzeri malları seçtik,ayırdık. Gölcük depremi ile yokolan bu depolardan alınan bu mallar daha sonra ayrı biranlam kazanmış oldu.

Ustaların ağaç alma talepleri doğal olarak hiç bitmiyordu. O sırada bizler için Ankara’dan çokgüzel bir haber gelmişti. Muğla Milletvekili Nevşat Özer son seçimlerde tekrar seçilemeyinceOrman Genel Müdürü olmuştu. Bir anda ağaç işinden tamamen kurtulduk diye düşündük.

Kendisi konuyu çok iyi biliyor,ne yapar eder bu konuyu bizim için çözer diye ümitlenmiştik.

Cumhuriyet tarihinin ilk yelkenli okul gemisi inşa ediliyordu, ağaçları kendimiz içinistemiyorduk ki!. Biliyorduk okullar, camiler her yıl ağaç yardımı alıyorlardı. Kamaralık,direklik ağaçları nereden bulacaktık. Şimdiden gidebileceğimiz tüm kaynaklar tükenmeküzereydi. Kendisine konuyu iletince derhal dilekçe yazmamızı istedi daha sonra kaç kezyazdık çizdik hatırlamıyorum. Bir kez daha yıkılmıştık. Politikacılara güvenmememiziuyaranlar bir kez daha haklı çıkmıştı. Nasıl bu kadar rahat olabiliyorlar inanılacak şeydeğildi.

Belediye seçimleri sonucunda Emin Anter Belediye Başkanı seçilmişti. İlk icraatlarından birisi isegeminin döner sermayesi olan Tepecik çay bahçesini Belediye şirketine geri verilmesiniistedi . Böylece eğitimlere geçildiğinde döner sermaye olarak kullanılacak bu kaynak dahabaşlamadan sona erdi. Bütün girişimlere rağmen çay bahçesine yapılan bütün yatırımlarlabirlikte bir bedel ödenmeksizin geri alındı, kasmız dahil gasp edildi.

İlerleyen aylarda EminAnter ile yaptığım görüşmede yaptığı işin yanlış olduğunu fakat belediyenin paraya ihtiyacıolduğunu ve seçimlerde söz verdiği için bunu yapmak zorunda olduğunu ve bu yanlışı telafiedeceğini aktarmıştı. Gerçekten de ondan sonraki günlerde elinden geldiğince gemi içinyardımcı olmaya çalışmıştır. Man Firmasının Avrupa masası yetkilisine,  Bodrum kalesindeyapılan motorun anahtarını teslim töreninde Karaova halısı hediye ederken ilersi için bizlereümit vermişti.

Gölcük Depremi ile birlikte gemi için de zor günler başladı. Gemiye bağış bulmak artıkimkansız hale gelmişti.Kamaraların da yapımı başlamıştı. Artık sıra elekronik aletlerin alınıpbundan sonraki ince işlerin yapılması aşamasına gelinmişti. Esas para da şimdi ihtiyaçtı. İlkzamanlar az bir para bulununca ağaç alınıyor işlenince ortaya çok iş çıkıyordu. Direk ve sualtına parçalarının bir kısmı monte edilecek elektronik aletlerin alınması bu aşamadamecburdu. İnşanın bazı noktaları bu yüzden durabilirdi.Alınması istenen bir sandık alet ise50-60 bin dolar tutuyordu. Daha önce söz verenler ise deprem nedeni ile vazgeçmişlerdi.İlerleyen günlerde Kaymakamımız Uğur Boran’ın girişimleri ile bu sıkıntıyı da aştık.

Ericsson firmasından 100 bin dolarlık katkı bizler için Milli Piyango’dan çıkmış gibiydi.Bunun karşılığında ise beş yıl firmanın logosunu yelkenler üzerinde taşımayı düşünmedenkabul ettik. Bir anda yine hızlanmıştık. Fakat 32 m geminin ihtiyaçları birtürlü bitmekbilmiyordu.

Yaklaşan diğer seçim ise Deniz Ticaret Odası seçimleri idi. Bu arada İstanbul’dan destekaramak için gelen başkan,Cengiz Kaptanoğlu ile büyük pazarlık Belediye Meclis salonundaki toplantıda yapıldı. Belediye Başkanımız Emin Anter,'gemi için Tüdev ve sizin ilk günden berisöz verdiğiniz 20 milyar lirayı gönderirseniz bizde Bodrum olarak sizi destekleriz'diyordu. Sonunda her iki taraf da sözünde durdu. Para geldi bizde heyet olarak İstanbul’a gidipoyumuzu kullandık. Bu davranışımızla geminin yapımında bizlere destek olan TunçKurtluoğlu’na da büyük koz vermiştik. 'Oyunuzu para karşılığı sattınız'diyerek bize sitemediyordu. Haklıydı bende kendi açımdan olaylar böyle geliştiği için gerçekten rahatsızolmuştum.

2000 yılının yaz ayları yaklaştıkça heyecan da artıyordu. Birçok kişi yardımlarda bulunmuş veprojeyi sonlara taşımaktaydılar. Sn. Can Kadıköy, 'getirin ağaçları direkleri de benden'deyince, o kalemde listeden eksildi. Geriye fazla birşey kalmadı derken ustalar ile yaptığımıztoplantıda yapılan ihtiyaç listesi korkunçtu. Gönüllü ustalarımızdan Oktay Tüfek direkleriayağa kaldırmak için liftin ve krom telleri bekliyordu.Biz bu listeyi kaymakama söylesek, kesin bizi döverdi. Eski başkan Tuğrul Acar atölyesine dönmüş ve geminin armasını bizzatyapıyordu.Yelkende kullanılacak mekanik dümen sistemi bile başlı başına bir yatırımdı. Ona, malzeme bulmalıydık. Çünkü kendisini kaptırmış ve düşündüğümüzün çok üstünde arma vemekanik sistemleri yapıyordu. Gemiye de yakışıyordu ve bizler bu geminin yarın yurt dışındada örnek teşkil edecegini ve Türk Yat yapımcılığının geldiği noktanın göstergesi oludüşüncesi ile onun şevkini kırmak istemiyorduk. Fakat bu liste için yine dünyanın parasınaihtiyaç vardı. Her ne kadar başlangıçta projeyi 1.000.000 Dolar olarak öngörsek de bizler, daha ucuza çıkarırız diyorduk. Fakat bu gidişle ilk öngördüğümüz rakam galiba doğruçıkacaktı. Daha gemi giydirilecek, yelkenler, yataklar, tuvaletler, mutfak, daha neler nelervardı. Bu yatırım bir kez yapılıyordu. Kısıntıya gidip bitirmiş olmak için bitirmektense,adamgibi yapmaya karar vermiştik. Nasıl olsa dilenmeğe alışmıştık. O arada Kaymakamımız UğurBoran Bitlis’e vali tayin edilmiş yerine Sn Cumhur Güven Taşbaşı gelmişti. Acaba nasıl birisiidi, gemiye sıcak bakacak mıydı ? Kendisi ile kısa bir süre sonra para ve yardım isteyerektanışmış olduk.

Yücel Köyağası artık gemi ile yatıp gemi ile kalkıyordu, yaz aylarının sıcağını yedirmedendenize atmayı planlıyordu. Öncelikli iş olarak jeneratörlerin bulunup ve dümen sistemininbitirilmesi gerekiyordu. Bu arada Foka Denizcilikten Ali Foka yangın sistemini bir telefonlaüstlenivermişti.

Türsab başkanı Sn. Başaran Ulusoy Gemimizi ziyaret ettiğinde İstanbul’a gelmemizi ve bu işiorada bitirebileceğini söylüyordu. O da bizim gibi, 'bu yaz atalım,bu iş bitsin'diyenlerdendi.Odalar Birliği Başkanı Fuat Miras’lada temasa geçecekti. Biz de Bodrum Ticaret OdasıBaşkanı Ata aya ile konuşuyorduk. Odanın da seçimleri geliyordu paranın bu zamandaalınabileceğini daha önce tecrübe ettiğimiz için harekete geçmemizin tam zamanıydı.

Belediye Bakanımız Emin Anter’den rica etmiş ve Fuat Miras’a telefon açtırmıştım. Bu aradaTürsab Bodrum’a bir Kongre salonu yapmayı planlamış ve Belediyeden yer istemişti. Her nekadar Başaran Ulusoy Yardımcı oluyorsa da Emin Anter’e rica edip onada telefon açtırmış işigarantiye bağlamıştık. Bu arada Deniz Ticaret odasındaki baskılarımızda sonuç vermişti

Başaran Ulusoy geminin güvertesinde söz vermişti. Odalar Birliği,Türsab ve DTO denizeinmesi için gerekli malzeme ve paraları verecekler, biz de yaz içersinde gemiyi denizeindirecektik.

Sonunda baştan beri istediğimiz olmuştu. Cengiz Kaptanoğlu DTO üyelerinden Sn EminSaraçoğlu’nu görevlendirmişti. Tunç Kurtluoğlu başta olmak üzere yapılan çalışma çok kısabir sürede çok yol almıştı. Jeneratörlerimiz ve birçok malzemeye para vermeksizin ulaşmıştık.

Keşke baştan beri Emin Saraçoğlu gibi biri görevlendirilseydi ve bize destek olsaydı bizlerbir değil iki gemi yapardık. Bu arada Odalar Birliği'nden gelecek para yılan hikayesinedönmüştü. En son Ticaret Odası başkanı Ata Aya; paranın Bodruma geldiğini fakat DTOİstanbul’un baskısı sonucunda veremiyeceğini parayı İstanbul’a DTO’ya göndereceğinisöylüyordu. Neden baskı geldiğini anlamamıştık. Büyük mücadelelerden sonra Ata Aya’nınyardımı ile Fuat Miras’a ulaşmış ve para geldi diye yapılan harcamaların faturalarınıİstanbul’a gitmeden ödeyebilmiştik. Türsab Tarafından gönderilen yardımlar ise DTOİstanbul’a bir süre takılmış parti parti alabilmiştik. Gecikmelerin ve böyle bir uygulamayaneden gerek görüldüğünün nedenlerini ise bu gün de hala anlamış değiliz .Geminin Güvertesinde Cengiz Kaptanoğlu ve Başaran Ulusoy’la bir kez daha birlikteolmuştuk, kendilerine söz verilen paraların gecikmesi sonucunda dövize dayalı alışverişlerdeciddi kayıplarımız olduğunu izah etmiştik. Irgat'ın devreye girebilmesi için Hidrolik hortumlarbaşta olmak üzere birkaç malzeme alındığı taktirde 9 Eylül 2000 gibi denize inebileceğimizigaranti etmiştik. Henüz, sefere çıkmak sözkonusu değildi. Ama denize inebilirdik. DTO,Türsab’ın bizim adımıza gönderdiği ve bilinmeyen nedenle bize ulaşmayan son parti parayıve artı 5 milyar (5.000 TL) gibi yeni bir kaynağı bizlere aktaracak olursa denize inmekgerçekleşebilirdi.

İstenilen paralar artık küçülmeğe başlamıştı. Bu arada gerekli sözleri alıncadenize iniş davetiyelerini hazırlamaya başlamıştık. DTO Yönetim Kurulu üyeleri Bodrum’abüyük bir ekip olarak gelmek için otel rezervasyonlarını vermişti, Türsab’ın katkısı gelmişfakat beklenen 5 milyar (5.000 TL) lira para bir türlü gelememişti. Biz de buradan bir kaynakbulamadığımız için hidrolik hortumları alamamış,ırgatı olmayan bir gemi denizeindirilemiyeceği için inişi iptal etmiştik. Tabii ki Cengiz Kaptanoğlu bize çok kızmıştı.Bu olay bizler Okul Gemisi yapım komitesi için büyük bir uyarı olmuştu. Bu şekliyle denizeinemezdik. Her kurumun kendi sıkıntısı var idi. Bize sürekli para vermek zorunda olmadıklarıiçin onlara güvenip denize inersek gemiyi denizde yaşatabilmek imkansızdı, seyreçıkarılabilmesi içinse daha birçok eksikleri vardı. Hele eğitime bu şatlarla nasıl başlanırdı. Enönemlisi bir tek gemicisi olmayan gemi denize nasıl inerdi. Gemici kaptan alınsa parasını kimverecek, sigortasını kim ödeyecekti?

Başaran Ulusoy ile son geldiğinde bu mevzuları konuşmuş ve sponsorsuz bu işlerinolamayacağı fikrine varmıştık.Yeni Kaymakamımız Cumhur Bey artık bize alışmış, MuğlaValisi başta olmak üzere bizlere kaynak bulmaya başlamıştı. Eğitim bütçesi için ciddi birkaynak gerkiyordu yoksa hayalimiz sonuna gelip başlamadan bitecek gibi görünüyordu.

Konu,dönüp dolaşıp Ericsson’a geldi. Son bir şansımızı denemek için randevu almaya kararverdik. Çünkü Ericsson Firması gerek Bodrum’un antik surları, gerekse antik tiyatro için çokgüzel projeler hazırlayıp uyguluyordu. Okul gemisine de ciddi bir katkı sağlamıştı .Belkibirşeyler daha alabilirdik.

İstanbul’da şirket merkezindeki toplantıya Kaymakamımızın yanısıra Cengiz Oral, ben ve deniz kuvvetlerinden yeni emekli olan ve Bodrum Cup Yatyarışlarının başhakemi Sn.İlker Bayındır’la birlikte gittik. Genel Müdür Sn. Ersin Pamuksüzerbizi çok iyi karşılamıştı. Mucize gerçekleşmişti, Ericsson daha önceki,beş yıl yelkenlerdelogosunu bulundurma şartını ricamız üzerine iki yıla indirdi. Ayrıca Temmuz-Ağustos ve Eylül aylarındaki eğitimler,firma çalışanlarına verilecekti. Bunun karşılığında ise geminin ikiyıllık masrafları ( 250.000.- USD)karşılanacaktı.

Bu inanılmaz bir olaydı. Artık hem denizeinebilir hem de eğitime başlayabilirdik. İki sene sonrası ise o an için çok uzakta idi.Bodrum’a döner dönmez heyecanla durumu Başta Deniz Ticaret Odası ve Türsab’a ilettik,görüşlerini, alternatif önerilerini ve bizlere bütçe ayırıp ayıramıyacaklarını sorduk. Aksi taktirde bu teklif bizim için çok cazipti. Cevap olarak Deniz Ticaret Odası'ndan çok ağır birmektup aldık. Başkan Cengiz Kaptanoğlu imzası ile gelen mektupta okul gemisinin bundansonraki safhaları için herhangi bir bütçe ayıramıyacaklarını, fakat bu anlaşmaya da karşıolduklarını ve takipte kalacaklarını iletiyordu. Bu durumda o güne kadar başka bir alternatifbulamadığımız için bize Ericsson ile anlaşmayı imzalamak kalıyordu.

Bu arada Denizciler Derneği'nden İki Milyarlık(2.000 TL) ikinci bağış da gelmişti son birgayretle gemi,hazırlanmaya başlamıştı. İnmeden şu da olsun ,bu da olsun derken bizim eğitimiçin Ericsson’dan gelen paralar da geminin içinde kaybolup gitmeğe başlamıştı. Sonra çoksıkıntı çekeceğimizi biliyorduk. Ama şimdi yaptık,yaptık. Yoksa o eksikler kolay kolay bir dahayapılamazdı.

Geminin denize elverişlilik ve diğer belgelerinin tamamlanabilmesi için İzmir limanbaşkanlığına müracaatımızı yapmıştık. Bu bir eğitim gemisiydi bundan önce hiç böyle birbelge düzenlenmediği için önce hizmet gemisi olarak düzenlenen belgelere uzun uğraşılardansonra eğitim sözcüğünü de yazdırabildik. Hazırlanan evrakları o an İzmir’de bulunanDenizciler Derneği Başkanı Macit Gündoğdu’dan alıp gelmesini rica etmiştik. OtobüsteGazeteci Aybars Atilla ile birlikte Bodrum’a gelirken evraklara bakmışlar. “Vay o da ne!!!”geminin sahibi yerinde Bosav Vakfı İktisadi İşletmesi yazılı.

Sayın Aybars Atilla Bodrum’agelir gelmez gazetelere haberi geçmiş: “Gemiyi şirket kurup üstlerine geçirdiler.”

Kimler?!

İktisadi işletmenin sorumluları görünen, Vakıf tarafından atanmış yetkililer,Erman Aras,Cengiz Oral ve Yücel Erkal.

Haberi okuyunca şok olmuştum yazık hakikaten yazık.

Ülkemizde ders konusu bile yapılabilecek sıfır bütçe ile gönüllülerin bir araya gelerek özveriile yapılan,yöremizde birlikte yapılan çalışmaların en güzel örneği olan bu esere de artıkciddi bir leke atılmıştı.

O gün birçok telefon aldık. Haberin doğru olup olmadığını sordular. Kimliğini belirtmeyen bir kişi ise 'senden bunu beklemezdik' deyip telefonu yüzüme kapattı.

Geminin sahibi Türk denizcileri adına Bosav Vakfı ve onun Prosedür gereği İktisadiİşletmesiydi.Vakfın,yani sonuçta devletin bir malıydı. Bizlerde o gün için atanan kişiler idik. Yarın başka gönüllüler,bizlerin yerini alacaktı. Bu kararlar daha gemi ortada yokkenBodrum’daki kuruluşlar en başta da Denizciler Derneği’nin oy birliği ile alınmıştı. Haberitekzip etsek de artık çok geçti. İleriki günlerde yardım için gittiğimiz birçok yerde bununsavunmasını yapmak zorunda kalmıştık. Birçok yardıma ise bu gerçek dışı haber yüzündenulaşılamamıştır.

Her şeye rağmen 5 Ocak 2001 günü ile birlikte denize inme zamanı gelmişti. Denize inmetöreni için Denizcilikten Sorumlu devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu da geldi. Gerçektencoşkulu bir törenle Gemiyi denize uğurladık . Güven Erkaya'nın eşinin elinden kırılanşampanya ile Cumhuriyet Tarihimizin ilk Yelkenli Okul Gemisi denize koşarak gitmişti.

Çekilen bunca sıkıntı yerini mutluluğa bırakmıştı ve bir rüya gerçek olmuştu. Bir an için bugünü doya doya yaşamak istedim başka birşey düşünmeyecektim. Ama geminin sadece birtane,o da yeni işe başlayan gemicisi vardı. Biraz sonra limana girdiğinde,şimdi içerde yardımeden gönüllü ordusu çıkıp gittiğinde ne olacaktı?Era Yelken Kulübünün Hocası KaptanErkan Yıldırım,birkaç gün kalmayasöz vermişti ya, sonra gemide kim kalacaktı, şimdiparasızlığa,başka ciddi problemlerde eklenmişti. Personel gemide nasıl yatacak derken,Babam Ömer Aras tarafından konu aktarılınca Club Med ‘den Behice Gökakın bir kamyonbattaniye ve çarşaf göndermişti. Bu bağışın zamanlaması çok iyiydi. Denize iniş töreninebizle birlikte yapımı başlanan İsveç okul gemisinin kaptanını da yine davet etmiştik. Devletyardımı ile desteklenen bu yatırımın daha işin başında olduğunu öğrenince yapım komitesiolarak ayrıca bir kez daha gururlandık.

Ericsson ’dan gelen ödemeler ileriki günlerde gemi personelini almamızı sağlamıştı.TuğrulAcar ise atölyesinde çalışmalara hız vermişti. Birçok işi denize indikten sonra yaparızdediğimiz için yapılacaklar listesi,sanki ilk günkü gibi doluydu. Çekim Halat’tan hediyeyelkenlerimiz de gelince gemimiz gittikçe bir şeye benzemeğe başlamıştı. Bu arada eğitimçalışmaları için İngiltere de International Sailing Schools Association’a üye olmuştuk.

Müfredat çalışmaları için yöneticileri John Jameson’ı davet ettik. Çeşitli kesimden gönüllülerile yaptığımız kursların sonucunda kursların veriliş şekillerini ve saatlerini oluşturduk.

Uluslar arası bir sistemin bir parçası olmak Okul Gemimiz için artı bir puandı. Üç aşamalıkursların kademelerine öğrencilerin yurt dışından da gelip katılabilmeleri veya buradaherhangi bir kursu alanların yurt dışında da birçok ülkede söz konusu kuruluşun kurslarınakatılmalarına olanak verecek şekilde düzenlenmesi gerçekleşmişti.

Artık,hayal gerçeğe dönüşmüştü. Okul Gemisi büyük ölçüde bitmiş,eğitim için kurslar ilan edilmişti.

Sevgili Yücel Köyağasıoğlu başkanlığında eğitimlerimize gururla başlamıştık. İlk süreçteÇocuk, Genç, Kadın, Engelli, Gemici ve kaptan ve gönüllülerden oluşan 170 kişi ile öneğitimleri tamamladık.

Eğitimlerimiz devam ederken çok traji komik bir olay daha yaşadık.

Kaymakamlıktan çağırdılar. Hakkımızda,'eğitim gemimizle Kos Adası'na adam kaçırdığımızadair ihbar var'dediler. Kaymakamımız özür diledi gece seyir dersleri yaptığınızı biliyoruz. Ama bize,bunu aktarmak zorunda olduğunu üzülerek ifade edip soruşturmayı kapatmıştı.

Benim için bundan daha büyük mutluluk olamazdı. Fikri ortaya atıp birçok kişiyi bu projeninarkasında sürükleyebilmiş ve mahcup olmamıştım. Güzel ve anlamlı olan ise birlikte, ortayaCumhuriyet tarihimizin ilk Yelkenli Okul Gemisini çıkartmış ve tüm gençlere armağan

edebilmiştik.

Demek ki proje doğruysa ve düzgün insanlarla yola çıkılırsa, alt yapı düzgün kurulabilirse, paranız olmasa da milyon dolarlara varan yatırımlar bitebiliyormuş. Bu yatırımın örnekolmasını dilerim. Umarım geminin bundan sonraki devreleri de doğru ellerde böyle başarılıve anlamlı geçer.

Erman Aras

Bodrum Yelkenli Okul Gemisi

Yapım Komitesi Başkanı

Eylül 2001"

 

 

Diğer Yazıları

  Hava Durumu


ISTANBUL

  Yazarlar

KAZIM ÇİLOĞLU

KAZIM ÇİLOĞLU

Hamdolsun başardık!

Köşe yazılarının tüm adli sorumluluğu yazarına aittir.

  Puan Durumu

  O G B M A Y AV P
1.DEMİR GRUP SİVASSPOR 1 1 0 0 3 0 3 3
2.YUKATEL DENİZLİSPOR 1 1 0 0 2 0 2 3
3.ALANYASPOR 1 1 0 0 1 0 1 3
4.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 1 1 0 0 1 0 1 3
5.ANTALYASPOR A.Ş. 0 0 0 0 0 0 0 0
6.FENERBAHÇE A.Ş. 0 0 0 0 0 0 0 0
7.GAZİŞEHİR GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ 0 0 0 0 0 0 0 0
8.GÖZTEPE A.Ş. 0 0 0 0 0 0 0 0
9.KASIMPAŞA A.Ş. 0 0 0 0 0 0 0 0
10.KONYASPOR 0 0 0 0 0 0 0 0
11.MEDİPOL BAŞAKŞEHİR FK 0 0 0 0 0 0 0 0
12.MKE ANKARAGÜCÜ 0 0 0 0 0 0 0 0
13.TRABZONSPOR A.Ş. 0 0 0 0 0 0 0 0
14.YENİ MALATYASPOR 0 0 0 0 0 0 0 0
15.GENÇLERBİRLİĞİ 1 0 0 1 0 1 -1 0
16.İSTİKBAL MOBİLYA KAYSERİSPOR 1 0 0 1 0 1 -1 0
17.GALATASARAY A.Ş. 1 0 0 1 0 2 -2 0
18.BEŞİKTAŞ A.Ş. 1 0 0 1 0 3 -3 0