Bahçeli'den Erdoğan'a: Teklifimizi uyuşturucu temeline indirmek fuzuli bir demagojidir
 Ayvalı Deresi, yaydığı kötü kokuyla lüks semtin havasını bozdu
MHP'li vekilden bomba iddia! Ak Parti'nin İBB adayı o isim olacak
Karamollaoğlu: İkisi de gidecek!
İşte CHP adaylarında son durum

Çanakkale’nin kahramanı ilk Türk hemşiresi Safiye Hüseyin

ECE ATAER

18-03-2018 08:31


Geçenlerde Şişli’de Florence Nightingale Hastanesi’ne bir hasta ziyaretine gittim. İstanbul trafiği o gün yüzüme gülmüş, erkenden hastaneye atıvermişti beni.  Ziyaret saatinden epey önce gittiğim için beyazın donukluğunda başladım beklemeye. Beyaz renk günışığında rahatlık ve ferahlık verir insana ama nedense hastanelerde garip bir soğukluk yaratıyor. Bir de buna grinin karaktersizliği eklenince gözünüz resimlere dalıyor. Orada burada yazılanları okumaya başladım. Gözüm sus işareti yapan beyaz kepli sarışın hemşire fotoğrafını bile aradı. Onu göremedim ama her yerde doğal olarak Florence Nightingale vardı.  

Aklıma takıldı. Bizim Florence Nightingale’miz yok muydu? Google’a gidiverdi elim. Arama motorları göğsü madalyalarla süslü Safiye Hüseyin adlı bir hanımefendiyi çıkardı karşıma. Ziyaret saati gelince yarıda kalan araştırmayı evde bitirdim. Yazma yazgısı bugüneymiş demek.

 

Türkiye’de modern hemşireliğin gelişmesine katkıda bulunan ve ilk Türk hemşiresi kabul edilen bir kadından bahsedeceğim size. 1881 yılında doğan ve İngiltere’de deniz ataşeliği yapan Ahmet Paşa’nın kızı Safiye Hüseyin Elbi’den. Eğitimini Avrupa’da yapan Safiye Hüseyin iyi derecede İngilizce bilmektedir. İstanbul’a döndüğünde o dönemim bütün eğitimli kadınları gibi “Ülkem için ne yapabilirim?” anlayışı onu başka bir noktaya götürür.   Bir röportajında:“Büyükbabam Miralay Şükrü Bey, Kırım Harbi sırasında Florence Nightingale’i Kırım’a götüren geminin süvarisiydi. Çocukluğum hep Florence Nightingale’in hikâyeleri, efsaneleri ve hayatını dinleyerek geçti. Evimizde bu insanın resmi asılıydı. Bu resmi seyrederken içimde hep böyle bir kadın olmak arzusunu duyardım. Babam Bahriye Sermühendisi Ahmet Paşa ‘Ben Florence Nightingale’in elini öptüm.’ diye övünürdü.” der Safiye.  

 

 Trablusgarp Savaşı’nın ardından yaralı askerlerin bakımına gereksinim duyulur. Kızılhaç’ın kongresine katılan Dr. Besim Ömer Paşa, İstanbul’a dönünce hemşirelik mesleğinin önemini dile getirir ve bir hemşirelik okulunun açılmasının zorunlu olduğu konusunda Hilâl- i Ahmer Cemiyeti’ni (Kızılay) uyarır.  Bu uyarı üzerine ilk defa İstanbul’da Kadırga semtindeki bir hastanede, Dr. Besim Ömer Paşa tarafından 6 ay süreli gönüllü hastabakıcılık kursları verilmeye başlanır. Safiye, hemen bu kurslara katılır ve patlayan Balkan Savaşları ile kendini cephede bulur.

 

1915 Şubat ayında Birleşik Krallık ve Fransa donanmaları Çanakkale Boğazı’nda ilk saldırılarına başlarlar. En güçlü saldırı 18 Mart’ta gerçekleşir fakat İngiliz donanması, ağır kayıplara uğrayınca vazgeçmek zorunda kalır. Deniz harekâtı başarılı olamayınca da Osmanlı topçu bataryalarını ele geçirmek için 25 Nisan’da Gelibolu Yarımadası’nın güneyinde beş noktada karaya çıkartma yaparlar.

 

Safiye Hüseyin’e şimdi Çanakkale cephesinde gereksinim vardır. Alman Kızılhaç’ı ile Hilâl-i Ahmer Cemiyeti birleşmiş, Reşit Paşa vapurunu hastane gemisi yapmıştır. Safiye, Çanakkale İstanbul arasında yaralı taşıyan Reşit Paşa Hastane Gemisi’ndedir artık. Gemi İstanbul’daki hastanelere Kilya ve Akbaş mevkilerinden yaralı götürmekte dönerken de asker ve mühimmat taşımaktadır. Birkaç kez bombalanan gemi ve Safiye hayatta kalmayı başarır. Yüzlerde yaralı asker onun parmaklarında derman bulur.

O günleri şöyle anlatır: Maydos’a (Eceabat) gittim. Sonra Anafartalar’a doğru ilerledik. Tepemize iki düşman tayyaresi peydahlandı. Bize adım attırmıyorlar, mütemadiyen bombaları yağdırıyorlardı. Üç saat yürümüş, fena halde yorulmuştuk. Ölüm muhakkaktı. Tayyareler adamakıllı alçalıp bizi bombardıman etmeye başlayınca gözümün iliştiği bir sıçan deliğine girdik. Üzerimizde epey dolaştıktan sonra gittiler. Biz de karargâha geldik. Tepeden düşman donanması çanak gibi görünüyor. O zaman geçirdiğim bütün tehlikeleri unuttum. Bir kadın için işte bu görülebilmesine ihtimal olmayan bir manzara idi…"

"…Bir gün bir İngiliz yaralısı bulduk, gemiye getirdik. Zavallı çiçek gibi bir delikanlıydı. Başından aldığı bir yara ile gözlerini kaybetmişti. Gözlerinin üstüne siyah uzun bir sargı sarmıştık. Ağzına damla damla su akıttık. Yaralıların sayıkladıkları en tesirli kelimelerden biri de budur. Su… Hiçbir ağır yaralının susuz ölmemesine son derce dikkat ederdik. Bir İngiliz yaralısının da ağzına su akıttık. Çok üzgündü, İngilizce mütemadiyen “öleceğim” diyor, arkasından nişanlısının ismini söylüyordu. Ölüm halinde bulunan adama son vazifemi düşündüm. Ve onun düşman askeri olduğunu bir an için aklıma getirmeyerek kendisini İngilizce, kendi ana dili ile teselli ettim: ‘Katiyen ölmeyeceksin, yaşayacaksın. Bütün bu korkulu günler geçecek. İyi olup memleketine gideceksin, nişanlına kavuşacaksın.’ Bu İngilizce teselli onun öyle hoşuna gitti ki, bir müddet sonra yüzünde müsterih, hatta memnun çizgiler peydahlandı ve öldü. Biz öleceğini bildiğimiz bütün umutsuz hastaları böyle teselli ederdik. Ölmeyeceksin daha çok yaşayacaksın diye diye kendilerini bazen buna inandırırdık. Adeta yaşayacaklarına inanmış oldukları halde ölürlerdi. Gördüğüm en müthiş yaralılar gözlerini kaybedenler. Bunların halleri pek feci oluyor. İçin için eriyorlar... Günden güne sönüyorlar. Gözlerinin yarası iyi olmak ihtimali bile olsa kendilerini kurtulamıyorlar… Ölüyorlar. Gözlerini kaybedenlerin hali kadar feci bir şey yoktur. Biz bu Reşit Paşa hastane gemisinin ne kahırlarını çektik. Bazen haftalarca savaş boylarında kalıyorduk. Hele bir keresinde aç kaldık, bite boğulduk. Kömürümüz bitti. Soğukta kaldık. Son sözleri hep anne... Yüzlerce yaralının önümde öldüğünü gördüm hemen hemen hepsi de aynı kelimeyi, bu sözü sayıklayarak, “Anne” diyerek öldüler. Vapurda muhtelif milletlere mensup yaralılar vardı. Almanlar, Avustralyalılar, cepheden topladığımız İngiliz yaralılar ve bizim yaralılarımız… Hepsi kendi dilleri ile ekseriya tek bir kelime sayıklardı: Anne...”

“Mustafa Kemal” liderliğinde Osmanlı kuvvetleri taarruzu engellerler. İmkânsız başarılmıştır ve 9 Ocak 1916 tarihinde davetsizler,  geldikleri gibi giderler.

 

Safiye Hüseyin, hizmetlerine devam eder. Saltanat döneminde Almanya ve İsviçre de düzenlenen uluslararası kongrelerde bu alanda bizi temsil eden odur. İftihar ve takdir nişanları ile ödüllendirilir. Cumhuriyet’in ilanından sonra da tüm hayır kurumlarında ve derneklerde üstün bir feragatle çalışır. “Kızılay Hemşirelik Okulu”nun kurucuları arasında yer alır. Hemşirelik mesleğiyle ilgili yazılar yazar ve konferanslar verir. Yeşilay Cemiyeti’nin ilk üyesi ve Türk Kadınlar Derneği’nin kurucularındandır. 1921’den beri her yıl verilen Florance Nigthingale Madalyası’nı kazanan ilk ve tek Türk kadınıdır.

Ayrıca yönetmenliğini Serdar Akar ve Kemal Uzun’un yaptığı “Çanakkale Yolun Sonu”  adlı 2013 yılı yapımı filmde Behice Hemşire karakteriyle anılmıştır.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde ve Zonguldak Sağlık Yüksek Okulu’nda bir konferans salonuna ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi ve Maltepe Üniversitesi’nde birer amfiye adının verildiğini duyunca biraz rahatladım ama hayranı olduğu Florance Nigthingale’in resminin yanına Safiye Hüseyin’in de resmi asılsa n’olur? Bir hastaneye adı verilse fena mı olur?  

Ömrünün son gününe kadar mesleğine aşkla hizmet eden ilk hemşiremiz Safiye Hüseyin, 1964 Temmuz’unda 83 yaşında yetiştirdiği hemşirelerin kucağında gözlerini hayata kapamıştır.

18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 103. yıldönümünde kendisini saygıyla anıyorum.

 İsmail Bilgin, Safiye  Hüseyin, Çanakkale’nin Kadın Kahramanı, İstanbul: Timaş Yayınları, 2016

Gören Ş.Y.  , Yalım N.Y. Hemşirelik Tarihinde Bir Öncü “Safiye Hüseyin Elbi. Lokman Hekim Dergisi 2016;6(2):38-45

Taha Toros, O Güzel İnsanlar, İstanbul: Aksoy Yayıncılık, 2000

 

 

             

           

Diğer Yazıları

  Hava Durumu


ISTANBUL

  Yazarlar

KAZIM ÇİLOĞLU

KAZIM ÇİLOĞLU

Brun-son!
EMİN VAROL

EMİN VAROL

İğne...

Köşe yazılarının tüm adli sorumluluğu yazarına aittir.

  Puan Durumu

  O G B M A Y AV P
1.GALATASARAY A.Ş. 9 6 1 2 17 10 7 19
2.MEDİPOL BAŞAKŞEHİR FK 9 5 3 1 13 4 9 18
3.KASIMPAŞA A.Ş. 9 6 0 3 22 15 7 18
4.ANTALYASPOR A.Ş. 9 5 1 3 12 14 -2 16
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 9 4 3 2 15 12 3 15
6.GÖZTEPE A.Ş. 9 5 0 4 12 11 1 15
7.TRABZONSPOR A.Ş. 9 4 2 3 17 11 6 14
8.ATİKER KONYASPOR 9 3 4 2 15 13 2 13
9.MKE ANKARAGÜCÜ 9 4 1 4 9 9 0 13
10.EVKUR YENİ MALATYASPOR 9 3 3 3 11 10 1 12
11.AYTEMİZ ALANYASPOR 9 4 0 5 6 13 -7 12
12.DEMİR GRUP SİVASSPOR 9 2 4 3 12 15 -3 10
13.BURSASPOR 9 1 6 2 6 8 -2 9
14.KAYSERİSPOR 9 2 3 4 7 11 -4 9
15.FENERBAHÇE A.Ş. 9 2 3 4 6 10 -4 9
16.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 9 1 5 3 11 11 0 8
17.BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE ERZURUMSPOR 9 1 3 5 6 11 -5 6
18.AKHİSARSPOR 9 1 2 6 9 18 -9 5