Son dakika… Devlet Bahçeli’den çok sert sözler: Tehlike çok yakındır
Pasaport ve ehliyet için yeni düzenleme
Son dakika... Bakanlıktan kış lastiği ile ilgili flaş açıklama geldi
Binali Yıldırım’dan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı açıklaması
Meteoroloji'den İstanbul'a yağış uyarısı

ALEVİLİK! DEVLET! AİHM! ÜÇGENİ

DİLAVER DOĞAN

16-01-2017 14:43


Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 10. Madde: ‟Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Pek çoğunuzun takip ettiği üzere teoride kalan bu maddenin gerçek anlamda uygulanabilmesi için AİHM nezdinde uzun soluklu bir hukuk mücadelesi verilmiş idi. 26 Nisan 2016 tarihinde Strasbourgʼda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi¬Büyük Daire nihai karar organı olarak bu konuda son noktayı koymuştur.

Bir tiyatronun repliğinde şöyle diyordu, biliyorum ordasınız, beni duyuyorsunuz ama neden ses vermiyorsunuz?


Türkiye Cumhuriyetinde 25 Milyon Alevi nüfusunun var olduğunu biliyoruz ve bu yoğun inançsal grubun en tabii haklarının verilmeyişine tanıklık ediyoruz. Aristoteles der ki “Politika, toplumun halka dair yaptığı tüm etkinliklerdir”.

 Peki ya yapılmıyorsa?


25 Milyonu aşan Alevi nüfusuna çeşitli bahaneler uydurarak, göz boyamaya dönük eylemlerde bulunarak ve “Ali’yi sevmek Alevilikse ben de Aleviyim”  demekle Alevi toplumunun hakkının verildiği düşünülemez. Hz. Ali demişken, bakalım bir devlet adamı olarak Hz. Ali ne demiş? “Halka karşı merhametli olmayı, sevgi ve iyilikte bulunmayı kendine şiar edin. Kesinlikle onların malını ganimet bilen yırtıcı bir canavar olma. O insanlar iki sınıftır: Birincisi, dinde kardeşin, ikincisi ise yaratılışta senin eşindir. Bu ikisi arasında ayrım gözetmeyesin...”Başka bir sözünde ise; “Halkını sev ve onlara merhametli davran, alçak gönüllü ve dengeli ol. Adaletli ol, ister kendinle ilgili, ister yakınlarınla ilgili, ister halktan sevdiğin, kayırdığın kimselerle ilgili bir mesele olsun asla Allah’a ve kullarına karşı adaletten ayrılma. Eğer böyle yapmazsan zulmetmiş olursun. Kullarına zulmedenlerin karşısında mazlumların koruyucu ise Allah’tır.”


Hz. Ali’nin devlet anlayışında adaletle hükmetmek olmazsa olmaz kuraldır. O’nun adaletiKur’an’ın ön gördüğü adalettir. Bizlerde, bizleri yönetenlerden adaleti gözeterek, anayasamızın 10. maddesini yerine getirmelerini istemekteyiz.


Peki, 25 milyon Alevi Yurttaşın hakları görmezlikten gelinirken adaletten bahsedebilir miyiz?


Biz Alevi Yurttaşlar olarak “ Devleti Yönetenlerden”  imtiyazlar istemiyoruz. Hakkımız olmayan bir şeyi usulsüz bir şekilde bizlere vermelerini istemiyoruz. Bizim tek isteğimiz, devleti yönetenlerin adaletli bir şekilde davranmaları ve bir tek vatandaşını dahi devlet şemsiyesinin dışında tutmamalarıdır.


Peki, Aleviler devletten ne istediler?


‟Cemevlerinin ibadethane sayılmasını” isteyen Alevîlerin bu talepleri, on yıllarca karşılıksız kalmıştır! Milyonlarca vatandaşın ‟ibadet yerimdir” diye işaret etmesine rağmen kamu nezdinde gereken düzenlemeler yapılmamış, elektrik­ su gibi zaruri ihtiyaçlarda bile diğer ibadethânelere verilen imtiyazlar Cemevlerine verilmemiştir. Keza Alevî inanç önderlerinin (Dedeʼlerin) yaptıkları hizmetler, kamu hizmeti olarak kabul edilmemiş ve yürütülmekte/verilmekte olan inanç hizmetlerinin tümü de vatandaşların ‟gönüllük ilkesiyle uygulanır olmuştur. Özellikle hızlı bir şehirleşmenin yaşandığı 1950ʼlerden sonra ki süreç; Cemevlerinin etki ve sorumluk alanlarını büyütmüş, daha sistemli ve donanımlı Cemevlerine olan fiziki mekân ihtiyacını arttırmıştır.  Cemevlerinin Alevî İslâm inanç hizmetlerinde uygulanan (cem ibadeti, lokma dağıtımı, dâr erkânı vb.) erkânların yaşam bulması için ihtiyac­ı hâsıldan doğan zorunlu mekânlar hâline dönüştürmüştür. Elbette ki Alevîlerin ‟inanç ve vicdan hürriyetiˮ anlamında uğradıkları tek haksızlık ‟Cemevlerinin statüsü sorunuˮ da değildir! Alevîlerin, AİHMʼe açtıkları ve inanç özgürlüklerine dair kazanmış oldukları üç büyük temel davası vardır. Bu temel davaları; ‟Zorunlu din derslerinin kaldırılması­ düzenlenmesi, Cemevlerine yasal statü verilmesi ve Alevîlerin devlet bütçesinden pay almalarıˮ şeklinde sınıflandırabiliriz.


Alevilerin sesini duyuran AİHM kararları, çoğumuzun takip ettiği üzere anayasamızın teoride kalan 10.maddesinin gerçek anlamda uygulanabilmesi için önemli bir adım olmuştur.  AİHM nezdinde uzun soluklu bir hukuk mücadelesinin sonucunda 26 Nisan 2016 tarihinde Strasbourgʼda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi -Büyük Daire- nihai karar organı olarak bu konuda son noktayı koymuş ve özetle ortaya şöyle bir sonuç çıkmıştır.

Türkiye’de devletin din ve inançlara yaklaşımı “ hedefle orantısız “olarak tamamlayan AİHM, Alevilere yönelik uygulamanın “ akla uygun ve objektif temele dayanmadığına” ve bu nedenle Alevilere “ dinsel ayrımcılık”yapıldığına hükmetmiştir.  AİHM Büyük Dairesi 26 Nisan 2016 tarihli kararı Aleviler hakkında vermiş olduğu son ve temyizi mümkün olmayan nihai kararında, devletin demokratik toplumlarda, dini toplulukların birleşmiş bir liderlik kapsamında olmasını sağlamak amacıyla tedbirler almasına gerek olmadığını ifade etmiştir.  Bölünmüş bir dini topluluğun, tek liderin lehine olan veya topluluğu kendi iradesi dışında birleşmiş bir liderlik çatısı altına girmeye zorlamak amacıyla yapılan bir devlet eyleminin de dinözgürlüğüne müdahale olacağını ifade etmiştir.


Yani devletin, dinin bir yorumunu diğerine tercih etmemesi gerektiğini ifade eden mahkeme, din ve vicdan özgürlüğünü düzenleyen 9. maddeye ilişkin kararlarında sürekli olarak vurguladığı bir hususu yineleyerek devletin tarafsızlık görevinin, dini inançların ve bu inançların ifade edilme biçimlerinin meşruiyetini belirleme konusunda devletin herhangi bir takdir yetkisine sahip olmasını önlediğine hükmetmiştir.
Devleti yönetenlerin acil bir şekilde kendilerine düşen adaletle hükmetme, tüm inançlara ve düşüncelere aynı mesafede hakkaniyetle yaklaşma, din ve vicdan özgürlüğüne sahip çıkma gibi görevlerini yerine getirmeleri gerekmektedir.

    Cennet Vatanımızda inançlarından dolayı sürgün edilmiş, katledilmiş ve yok sayılmış Alevi Toplumunun bu talep ve isteklerinin yerine getirilmesi için akledebilen, düşünüp sorgulayabilen tüm halkımızın gereken öz veriyi göstermelerini ve inançsal anlamda yapılan ayrımcılığa dur demeleri gerekmektedir.

Diğer Yazıları

  Hava Durumu


ISTANBUL

  Yazarlar

Dr. NİMET ELİF ULUĞ

Dr. NİMET ELİF ULUĞ

Atatürk’ü sevmek zor zanaat

Köşe yazılarının tüm adli sorumluluğu yazarına aittir.

  Puan Durumu

  O G B M A Y AV P
1.GALATASARAY A.Ş. 6 5 1 0 15 4 11 16
2.BEŞİKTAŞ A.Ş. 6 4 1 1 10 5 5 13
3.GÖZTEPE A.Ş. 6 4 1 1 13 9 4 13
4.FENERBAHÇE A.Ş. 6 3 2 1 14 10 4 11
5.KAYSERİSPOR 6 3 2 1 9 7 2 11
6.MEDİPOL BAŞAKŞEHİR FK 6 3 1 2 9 9 0 10
7.TELESET MOBİLYA AKHİSARSPOR 6 3 1 2 7 9 -2 10
8.BURSASPOR 6 3 0 3 12 9 3 9
9.TRABZONSPOR A.Ş. 6 2 2 2 14 13 1 8
10.KASIMPAŞA A.Ş. 6 2 2 2 10 10 0 8
11.EVKUR YENİ MALATYASPOR 6 2 1 3 12 13 -1 7
12.AYTEMİZ ALANYASPOR 6 2 1 3 11 14 -3 7
13.ANTALYASPOR A.Ş. 6 1 3 2 7 8 -1 6
14.ATİKER KONYASPOR 6 2 0 4 7 8 -1 6
15.DEMİR GRUP SİVASSPOR 6 2 0 4 8 11 -3 6
16.KARDEMİR KARABÜKSPOR 6 1 2 3 8 10 -2 5
17.GENÇLERBİRLİĞİ 6 1 1 4 6 12 -6 4
18.OSMANLISPOR FUTBOL KULÜBÜ 6 0 1 5 6 17 -11 1