Canan Karatay'dan Kurban Bayramı uyarısı
AK Parti yerel seçim için ‘sır vermedi’: Ekim ya da kasıma çekilmesi lazım
AK Parti’nin yeni MKYK’sı belli oldu
Trump'tan Türkiye'ye: Daha bu iş bitmedi, ne olacağını göreceğiz
Brunson'ın ev hapsine yapılan itiraz bir kez daha reddedildi

AFİFE JALE İNADINA 'SAHNE' DEDİ ve SAHNEDE GÖRÜNDÜ!

ECE ATAER

01-04-2018 09:28


“AFERİN AFİFE!”

Bir gün Çanakkale’de ve Anadolu’nun her yerinde kadınlar görünmek istediler. 1800’lü yılların sonunda başlayan kıpırdanma 1908 yılından sonra ikinci Meşrutiyet’le hız kazandı.

O ise sahnede görünmek ve görülmek istedi!

1902 yılında İstanbul’un Kadıköy semtinde orta halli bir ailenin çocuğu olarak  dünyaya geldi. Doktor Sait Paşa’nın torunudur.  Babası Hidayet Bey ve annesi Methiye Hanım kendi hallerinde insanlardı.

(İstanbul) Kadıköy Kız Sanayi Mektebi’nde eğitim gördü. Ama aklı ve düşleri hep tiyatrodaydı. O daha doğmadan ilk Türkçe tiyatro temsilleri oynanmaya başlamışsa da sahneye yalnızca gayrimüslim kadın oyuncular çıkıyordu.  Müslüman kadınların geleneksel olarak sahneye çıkmasına iyi gözle bakılmıyordu. Buna rağmen  Darülbedayi (Şehir Tiyatroları), Müslüman kadınların sadece kadınlara özel gösterilerde oynayacakları gerekçesi ile 10 Kasım 1918 tarihinde açtığı sınava Behire, Memduha, Beyza, Refika ve Afife'yi kabul etti.

Afife, sınava giren kız arkadaşlarıyla birlikte stajyer kadrosuna alındı. Arkadaşları bir süre sonra nasılsa bizi sahneye çıkarmayacaklar, düşüncesiyle istifa ettiler. Afife inatla direndi. Bir yılı aşkın bir süre provalara katıldı ama bir türlü sahneye çıkamıyordu.

1920 yılında Hüseyin Suat’ın sahneye koyduğu “Yamalar” adlı oyunda “Emel” rolünü oynayan Eliza Binemiciyan’ın yurt dışına gitmesi nedeniyle bu role Afife seçildi ve nihayet 22 Nisan 1920 yılında “Jale” takma adıyla 18 yaşında Apollon Tiyatrosu’nda sahneye çıktı. Üstün performansı ve cesareti dikkat çekiciydi ve bu bir ilkti. O, adı gibi bir çiğ damlasıydı. Şeffaf, duru, hayali biçimiyle bir gün ışıl ışıl birden ortaya çıkıvermişti. 

 Afife yıllar sonra 1926’da Ahmet Sevengil’le yaptığı röportajda o tarihi geceyi şöyle anlatır: “Hayatımda mesut olduğum ilk gece… Sanatın, ruhuma verdiği güzel sarhoşluk içinde idim. O piyeste güzel bir sahne vardır; ağlama sahnesi… Orada taşkın bir saadetle ağladım. Sahiden ağladım… Alkış, alkış, alkış… Perde kapandı; açıldı, bana çiçekler getirdiler. Muharrir Hüseyin Suat Bey, kuliste bekliyormuş; beni çıkarken durdurdu; alnımdan öptü: ‘Bizim sahnemize bir sanat fedaisi lazımdı; sen işte o fedaisin.’

Bu oyunu “Tatlı Sır” ve “Odalık” temsilleri takip etti. Afife Jale'nin sahneye çıktığı bir gece tiyatroya gelen polis, tiyatro yöneticilerine Müslüman kadın oyuncu oynatmamaları konusunda uyarıda bulundu. Bu uyarıya rağmen Afife Jale bir hafta sonra "Tatlı Sır" oyununda tekrar sahneye çıktı. O gece, aynı tiyatronun kadın oyuncularından Kınar Hanım (Sıvacıyan), polisin tutuklamak istediği Afife Jale'nin kaçmasına yardım etti. Afife ısrarlıydı.  Daha sonra Ahmet Nuri Bey'in yazdığı "Odalık" adlı oyunda da rol aldı ve  polis baskınından gene yakalanmadan kaçabildi. Bu defa polis Darülbedayi yöneticileri Celal Sahir ve Hüseyin Suat'ı tutukladı. Bir gün o da tutuklandı ve karakola götürüldü. “Dinini, milletini unutan sen misin?” denilerek hırpalandı ve yaşamının geri kalanında asla unutamadığı bir tokat yedi. Ve tutuklamalar, salıverilmeler, kaçmalar devam etti. Babası için de artık o “kötü kadın”dı ve evlatlıktan reddedildi ve baba evini terk etti.  Zorluklarla dolu bir yaşam  daha yeni başlıyordu. Hangi ilk, bedel ödenmeden gerçekleştirilebilmiş ki?

En sonunda Dâhiliye Nezareti devreye girdi ve Müslüman Türk kadınının sahneye çıkması  27 Şubat 1921 tarihli,  204 sayılı bildiriyle resmen yasaklandı. Bunun üzerine Darülbedayi’deki ücretli görevine de son verildi. Yaşam onun için daha da zorlaşmıştı. Güvencesi ve parası yoktu. Şiddetli baş ağrıları ile birlikte yoksulluk da başladı ama onun aklı fikri ve gönlü hep tiyatrodaydı. Daha yirmisinde bile değildi.  

O, “sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kızı” olarak tarihe geçti ve önce Cumhuriyet Türkiye’sinde, daha sonra dünyada kendini görünür kıldı. Mücadele ederek toprakta, suda, ateşte ve havada zuhur eden binlerce kadın gibi.

Ve 1923 yılında Atatürk, Türk kadınının sahneye çıkma yasağını kaldırdı. Afife Jale artık özgürdü.  Değişik isimlerle farklı dönemlerde Burhanettin Tepsi Kumpanyası ve Fikret Şadi'nin Milli Sahne'siyle Anadolu turnesine çıktı. Yeni Tiyatro Topluluğu ile Kadıköy'de de tekrar sahne aldı.  Hisse-i Şayia’da oynadığı Bican Efendi rolü ile sinemada seriler çekerek ünlenen Fikret Şadi Karagözoğlu’yla temsiller verdi. Zaman zaman sahneye çıksa da baş ağrıları, kullandığı haplar ve baş ağrılarını dindirmek için bağımlısı olduğu morfin çalışmasını engelliyordu. Suriyeli bir eczacının yanlış tedavi yöntemi sonucunda morfin bağımlısı haline gelmişti.

Ve 1928 yılında Kuşdili Çayırı’nda verilen bir Hafız Burhan konserinde büyük aşkı tamburi Selahattin Pınar ile tanıştı. Geçmişlerinde de ortak noktalar buluna bu ikilinin bir araya gelmesi sanki kaçınılmazdı. Selahattin Pınar da babasının tüm karşı çıkmalarına rağmen “çalgıcı” olmuş ve bir sanatkâr olarak anılmak için mücadele ediyordu. 1929 yılında evlendiler. Sevdiğinin morfin bağımlısı olduğunu evlendikten sonra öğrendi Pınar. Birden her şey değişti. Adete Pınar, Afide’ye morfin yetiştirmek için çalışır hale geldi.  Ve Selahattin Pınar, birçok bestesini ve Yusuf Ziya Ortaç’ın dizelerini onun için besteledi:

"Nereden sevdim o zalim kadını

Bana zehretti hayatın tadını…"

Selahattin Pınar, evlendikten sonra Afife Jale’den hiçbir zaman ayrılmayı düşünmemişti ancak Afife Jale zor olsa da, “Size mutsuzluk veririm.”diye başladığı evliliğini bitirdi ve daha sonra verdiği bir röportajda Selahattin Pınar için “En çok seni sevmeliydim.” diyecekti.

Boşandıktan sonra sefalet yılları başladı. Parklarda yattı, aşevlerinde karnını doyurmak zorunda kaldı. Uzun süre Bakırköy Akıl ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde tedavi gördü. Kendi isteğiyle Balıklı Rum Hastanesi’ne yatırıldı ve 39 yaşında, 24 Temmuz 1941 yılında sessizce yaşama veda etti. 

Ve göründüğü için tüm toplum ona “Aferin Afife!” dedi. Afife Jale’nin adı tiyatro salonlarında, sahnelerde hâlâ yaşıyor.  Yapı Kredi ise 21 yıldır Afife Jale ödüllerini vermeye devam etmekte ve uzun yıllar da devam edecek.

Nezihe Araz’ın kaleminde şöyle diyordu Afife Jale: “Beni acıyarak değil, düşünerek, severek, kucaklayarak hatırlayın. Tiyatro varsa ben varım.”

Ve bizler siz isteseniz de istemeseniz de görünmeye ve görülmeye; var olmaya devam edeceğiz.

Özür dileyenlere belki biz de “aferin” deriz.

 

KAYNAK:

1.      Başlangıcından Günümüze Türk Tiyatro Tarihi, Prof. Dr. Metin And, İstanbul: İletişim Yayınları, 2017

2.      Afife Jale, Çeviren: Nilüfer Mizanoğlu, İstanbul: T.C. Kültür Bakanlığı, 1993

Diğer Yazıları

  Hava Durumu


ISTANBUL

  Yazarlar

KAZIM ÇİLOĞLU

KAZIM ÇİLOĞLU

Diyelim ki…

Köşe yazılarının tüm adli sorumluluğu yazarına aittir.

  Puan Durumu

  O G B M A Y AV P
1.EVKUR YENİ MALATYASPOR 2 2 0 0 4 1 3 6
2.KAYSERİSPOR 2 1 1 0 2 0 2 4
3.ATİKER KONYASPOR 2 1 1 0 6 5 1 4
4.GALATASARAY A.Ş. 1 1 0 0 3 1 2 3
5.MEDİPOL BAŞAKŞEHİR FK 1 1 0 0 2 0 2 3
6.KASIMPAŞA A.Ş. 1 1 0 0 3 2 1 3
7.BEŞİKTAŞ A.Ş. 1 1 0 0 2 1 1 3
8.TRABZONSPOR A.Ş. 2 1 0 1 3 3 0 3
9.FENERBAHÇE A.Ş. 2 1 0 1 2 2 0 3
10.DEMİR GRUP SİVASSPOR 2 1 0 1 2 3 -1 3
11.BURSASPOR 2 0 1 1 1 2 -1 1
12.ANTALYASPOR A.Ş. 2 0 1 1 3 5 -2 1
13.BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE ERZURUMSPOR 1 0 0 1 2 3 -1 0
14.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 1 0 0 1 2 3 -1 0
15.AKHİSARSPOR 1 0 0 1 1 2 -1 0
16.AYTEMİZ ALANYASPOR 1 0 0 1 0 1 -1 0
17.GÖZTEPE A.Ş. 1 0 0 1 1 3 -2 0
18.MKE ANKARAGÜCÜ 1 0 0 1 1 3 -2 0