Kılıçdaroğlu Çorlu'da: Bu belgeyi ilk kez açıklıyoruz
Bedelli askerlikte çok merak edilen soru cevabını buldu: Ücretsiz izinli sayılacaklar
Meteoroloji’den İstanbul için şiddetli yağış uyarısı geldi!
OHAL'i aratacak yeni yasa çalışması!
'CHP'de kurultayın toplanmama ihtimali: Trilyonda bir!'

8 Mart Osmanlı’da ilk kez bir bağ evinde kutlandı!

ECE ATAER

10-03-2018 22:00


Biz; 8 Mart “Dünya Kadınlar Günü” mü yoksa “Kadınlar Günü” mü yoksa “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” mü diye tartışmaya devam edelim;  kadınların ABD’de 8 Mart 1857’de “eşit işe eşit ücret” sloganıyla insani olmayan çalışma koşullarına ve cinsiyet ayrımcılığına başkaldırmalarından bu yana 161 yıl geçmiş. Bu mücadelede yaşamını 129 kadının yaşamını yitirmesi ise 107 yıl önceymiş. Almanya Sosyal Demokrat Partisi üyelerinden Clara Zetkin’in 8 Mart’ın “International Women Day”olarak anılma önerisiKopenhag'da II. Enternasyonale bağlı sosyalist kadınların yaptığı Uluslararası Kadınlar Konferansı’ndaoybirliğiyle kabul edileli 108 yıl olmuş. Ve hangi coğrafyada olursa olsun kadınların sorunları ve mücadelesi devam etmekte ve daha uzun yıllar özellikle bizde devam edeceğe benziyor.

 

8 Mart’ın ülkemizde ilk ne zaman kutlandığına gelince; elimizde Ankara’da 1921 yılında kutlandığına dair bir belge mevcut. Nasıl mı?

Bugünü  ilk kez dile getiren Cemile Nuşirvanova ve kardeşi Rahime Selimova adlarında Tatar bir ailenin çocukları olan iki kardeşti. Cemile Hanım, İstanbul’da Dar’ülmuaâlimat’tan (öğretmen okulu) mezun olur ve Bezm-i Âlem Valide Sultanisi’nde öğretmenlik yapmaya başlar. Kısa bir süre sonra Ziynetulallah Nuşirvanov ile evlenir. Kocasıyla birlikte Ankara’ya gelir ve burada sol hareketin bir parçası olur. Daha sonra kardeşi de Türkiye Komünist Partisi’nin Bakü temsilcisi İsmail Hakkı ile evlenecektir. Bu kadınlar, Türk kadınlarının insani ve toplumsal haklarını ancak sosyalist hareketin içinde bulacaklarına ve kadınları bu anlamda tanıyan tek örgütün Türkiye Komünist Partisi olduğuna inanıyorlardı. Halk İştarikiyun Fırkası’nda ve TKP Merkez komitesinde görev aldılar ve sosyalist hareketin öncü kadınları oldular. Cemile Hanım, kadınlar arası propagandada görevliydi.

8 Mart’ı ilk kez kutlamak için Cemile ve Rahime kardeşler, parti içinde bir kadın birimi oluşturdular ve hazırlıklar başladı. Bu iki kadın, 8 Mart 1921 günü ile ilgili anılarını şöyle dile getiriyor (Azerbaycan dilinden uyarlanmıştır) :

"1921 yılının Şubat ayıydı. 1919'dan beri çalışmakta olan Ankara Türk Komünist Partisi güçlenmiş ve Moskova'da Komünist Enternasyonal ile ilişki kurmuştu.

Anadolu içlerinde birçok illerde hücreler oluşturmuştu. Şubat ayının sonlarında, Komitern Kadınlar Sektörü’nden Clara Zetkin yoldaşın imzası ile 8 Mart Kadınlar bayramını nasıl kutlamak gerektiğini gösteren bir talimatname almıştık.

Buna göre, kapitalist ülkelerde kadınların öz insan haklarını istemeleri şiar edinilecekti. Ankara'daysa işsiz kadınların sayısı gittikçe artmaktaydı. Yıllardan beri erlerini, oğullarını savaşta yitirmiş olan Türk kadınlarının yaşam koşulları çok ağırdı. İş bulmak olanaksızdı.

Uzun yıllar süren savaşlardan sonra Antanta devletleri (İngiltere, Fransa, Rusya) Türkiye'yi tam mahvetmek için İstanbul'u ve Anadolu'nun batı ve güney bölgelerini işgal etmişlerdi.

İstiklal mücadelesi içinde Ankara'da kurulan Büyük Millet Meclisi (BMM) Hükümeti de, Büyük Lenin'in yardımıyla dış düşmanlara karşı savaşı sürdürüyordu. Bu sıralarda Sovyet ülkesinden gelen yardımın Karadeniz sahilinden Ankara'ya kadar getirilmesini, kucaklarında silah ve askeri malzeme taşıyan Türk kadınları gerçekleştiriyorlardı.

Bu kadınlar, erleri, oğulları, kardeşleriyle birlikte düşmana karşı çıkıyorlardı. Ama bu dönemde kendilerinin hiçbir toplumsal hakları yoktu; yine de vicdanlarının sesine uyarak vatan müdafaasına katılıyorlardı. Türk kadınlarının insani ve toplumsal haklarını tanıyan tek örgüt, Komünist Partisi’ydi.”

1921 yılının başlarında, Mustafa Suphi ve 14 arkadaşı Karadeniz’de boğularak öldürüldüler. Bu sayı bazı kaynaklarda 15 olarak da verilir. Aynı zamanda partinin 18 üyesi hapse atıldı. Mustafa Suphi ve 14 arkadaşının öldürülmesini, 18 arkadaşlarının hapse atılmalarını ve Osmanlı’daki kadınların sosyal konumlarını protesto etmek amacıyla parti üyelerinden Süleyman Selim’in önderliğinde parti üyeleri Ankara yakınlarında bir bağ evinde toplandılar. Bu toplantıda kadınlar sayıca erkeklerden fazlaydı.

Parti üyelerinden Şerif Manatov’un 8 Mart ile ilgili bildirisi okundu. Osmanlı’da kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmaları gerektiği vurgulanarak sosyal konumlarının düzeltilmesi ve çalışma imkânlarının sağlanması için parti içinde ayrıca bir kadınlar örgütü kuruldu. Türk kadınları aynı Rusya’daki emekçi kız kardeşleri gibi “ekmek ve gül” istiyorlardı. Bu konuyla ilgili önceden hazırlanmış bir tüzük onaylandı. BMM’ye Türk kadınları adına bir bildiri gönderilerek Mustafa Suphi ve 14 arkadaşının öldürülmesi olayı protesto edildi. Bu ilk 8 Mart ve ilk kutlamaydı.

Cemile ve Rahime Hanımlar daha sonra Ankara’da İstiklâl Mahkemesi’nde görülen Yeşil Ordu davasında, “misafire” yüzleri açık ve mantoyla çıktıkları için “açık saçık kadınlar” olarak nitelendirileceklerdir.

1922-26 döneminde yazılan bir raporda ise 8 Mart’ı kutlamak için hazırlık yapıldığı ancak parti üyelerinin tutuklanmasıyla bu kutlamanın gerçekleşmediği belirtilmektedir.

Bu kadınlara sonra ne olduğunu araştırmalarıma rağmen bir türlü öğrenemedim. Herhalde erkek egemen tarih yazımında ancak bu kadar var olmalarına izin verilmişti.

1908’de Meşrutiyet’le birlikte başlayan Osmanlı’daki kadın hareketlerinde ve 1914’te dünyada başlayan sosyalist kadın hareketinin içinde bir meydan okuma vardı.  Aynı yıllarda Osmanlı’daki bütün kadın dernekleri dünyadaki tüm kadın dernek ve örgütleriyle ilişki içindeydi. Hepsi birbirinin parçasıydı. Uluslararası bir ideolojinin ve bir hareketin parçası olmak tüm kadınlar için bir güçtü.

Bugün kapitalizmin tavan yaptığı ülkelerde zaten işçi sınıfı diye bir şey kalmamıştır. Sosyalist kadın hakları savunuculuğu ise belleklerde unutulmuş, kırılmış ve başıboş bir yerden bir yere savrulup durmaktadır. Artık kadının haklarına kavuşması seçkin orta sınıf kadınlarının eril yönetici sınıflarına yükselmesi ya da kapitalizmin kendi çıkarları doğrultusunda emekçi kadınları yavaş yavaş kuralları çerçevesinde biçimlendirmeye girişmesi olarak algılanmaktadır. Belki de doğal olarak kadınların eşitlikçi istekleri kapitalist toplumun yapısında gelişimin bir parçası olarak elde edilebilir görülmeye başlanmıştır.

Aslında kadın özgürlüğü insanca yaşamanın sadece bir parçası. İnsanlar topyekun kendilerine yakışan yaşama koşullarını oluşturduklarında bence bu da kendiliğinden oluşacak.

 

Mete Tunçay, Türkiye'de Sol Akımlar I (1908-1925) Belgeler 2, İstanbul: BDS Yayınları, 2009

Diğer Yazıları

  Hava Durumu


ISTANBUL

  Yazarlar

Köşe yazılarının tüm adli sorumluluğu yazarına aittir.

  Puan Durumu

  O G B M A Y AV P
1.AKHİSARSPOR 0 0 0 0 0 0 0 0
2.ALANYASPOR 0 0 0 0 0 0 0 0
3.ANTALYASPOR A.Ş. 0 0 0 0 0 0 0 0
4.ATİKER KONYASPOR 0 0 0 0 0 0 0 0
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 0 0 0 0 0 0 0 0
6.BURSASPOR 0 0 0 0 0 0 0 0
7.BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE ERZURUMSPOR 0 0 0 0 0 0 0 0
8.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 0 0 0 0 0 0 0 0
9.FENERBAHÇE A.Ş. 0 0 0 0 0 0 0 0
10.GALATASARAY A.Ş. 0 0 0 0 0 0 0 0
11.GÖZTEPE A.Ş. 0 0 0 0 0 0 0 0
12.KASIMPAŞA A.Ş. 0 0 0 0 0 0 0 0
13.KAYSERİSPOR 0 0 0 0 0 0 0 0
14.MEDİPOL BAŞAKŞEHİR FK 0 0 0 0 0 0 0 0
15.MKE ANKARAGÜCÜ 0 0 0 0 0 0 0 0
16.SİVASSPOR 0 0 0 0 0 0 0 0
17.TRABZONSPOR A.Ş. 0 0 0 0 0 0 0 0
18.YENİ MALATYASPOR 0 0 0 0 0 0 0 0