"Suriye ordusunun adımı Putin’in Erdoğan’a mesajıdır"

CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, Suriye ordusunun Menbiç ve Kobani’nin kontrolünü YPG ağırlıklı SDG’den devralmasının, Rusya lideri Putin’in Erdoğan’a bir mesajı olduğunu belirtti.

15-10-2019


CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, yayınladığı haftalık değerlendirme raporunda Suriye'ye düzenlenen operasyon, iç siyaset ve ekonomi konusunda gelişmeleri değerlendirdi. 
 
Suriye'de yaşanan gelişmelere dikkat çeken Erdoğan, Suriye Ordusu'nun Menbiç ve Kobani’nin kontrolünü YPG ağırlıklı SDG’den devralmasının, Rusya lideri Putin’in Erdoğan’a bir mesajı olduğuna dikakt çekti ve  "TSK’nın Suriye Milli Ordusu ile başlattığı askeri harekât sonrasında hiç bir ülkeden destek açıklaması gelmemesi ve BM’deki veto adımı ABD ve Rusya’nın da harekâtı kendi çıkarlarına uygun gördüklerini gösteriyor!" dedi.
 
Toprak'ın haftalık değerlendirme raporu şöyle:
 
Ülkemizin dayanışmaya en çok gereksinimi olduğu bir dönemde TBMM’nin, muhalefet partilerinin devre dışında tutulmak istenmesi doğru bir yaklaşım değildir.
İktidarın muhalefeti dışlayıcı, toplumu ayrıştırıcı tutumundan vazgeçmediği ulusal bir gündem olan Suriye harekâtında da kendisini gösterdi. Suriye’nin Kuzeyi ve Fırat’ın doğusuna yönelik başlatılan askeri harekât sırasında ve sonrasında Cumhurbaşkanının ve iktidarın sergilediği tutum, bir ülkenin en önemli gündemini oluşturan konularda bile ayrıştırıcı, kamplaştırıcı tavrın terk edilmediğini ortaya koydu. Harekâtın başladığını bazı dünya liderleri yanında muhalefet liderlerine de telefonla bildiren Cumhurbaşkanı aynı günün
akşamında toplanan Harekât Koordinasyon Kurulu toplantısına yalnızca kendi partisinin yöneticilerini davet etti. Harekât izni için TBMM’ye tezkere gönderen iktidar yurt dışına asker gönderilmesi iznini aldığı TBMM’yi, milletin temsilcilerini dışlayarak bilgilendirme ihtiyacı duymamıştır. Toplumun iradesini ve birliğini, ülkemizin yüzde 50’sinden fazlasını temsil eden muhalefetin böylesi hayati ve milli bir gündemin dışında tutulması, kabul edilebilir bir tavır değildir.
 
Tüm dünyanın Türkiye’ye karşı tavır aldığı bir süreçte, ülkemizin politikalarını, harekâtın amaç ve hedeflerini, karşı karşıya olunan terör örgütlerine yönelik mücadeledeki yaklaşımını her yerde ve platformda anlatabilmek, Türkiye’nin haklılığını dile getirmek için iktidarın muhalefeti bilgilendirmesi en olağan demokratik tavırdır. Bundan kaçınmak, ulusal bir mücadeleyi, milletin ordusunun yürüttüğü bir askeri harekâtı bir kişinin tekelinde göstermek Türkiye’nin birlik-bütünlüğüne zarar vermektedir. Sadece Dışişleri Bakanı ya
da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı’nın iki ABD gazetesine yazdığı makalelerle Türkiye’nin tutumu, haklılığı konusunda dünyayı ikna etmek mümkün değildir.
 
Hep vurguladığımız gibi ülkemiz ortak akla, ulusal dayanışmaya, siyasi farklılıkların geride bırakılmasına en çok ihtiyaç duyulan bir süreçten geçmektedir. İktidarın bir an önce milli bir konuyu partizanlaştırmaktan, parti tekeline alma tavrından vazgeçmesi, bu tavrını terk etmesi toplumsal barış ve birliğimiz açısından elzemdir. 
 
"OPERASYON ABD VE RUSYA ÇIKARLARINA UYGUN"
 
TSK’nın Suriye Milli Ordusu ile başlattığı askeri harekât sonrasında hiç bir ülkeden destek açıklaması gelmemesi ve BM’deki veto adımı ABD ve Rusya’nın da harekâtı kendi çıkarlarına uygun gördüklerini gösteriyor!
 
Uzun süredir yapılan hazırlıkların ardından 8 Ekim’de başlayan harekâtın hemen ertesi gününden itibaren gerek operasyona onay veren ABD Başkanından gerekse ABD parlamentosu ve kurumlarından gelen karmaşık, çelişkili, sert ve bazıları tehdit, şantaj içeren açıklamalar Barış Pınarı Harekâtı’nın ABD yönetiminde çatlaklara neden olduğunu gösteriyor.
 
İran, harekâta karşı olduğunu ve son verilmesi gerektiğini resmi olarak açıkladı. Esad yönetimi ve SDG arasında arabuluculuk yapmak istediğini duyurdu. Rusya’dan Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğine saygı duyulması yönünde açıklamalar geldi. Putin, Suriye Kürtleri ile diyalog önerisinde bulunurken, IŞİD tehdidinin yeniden büyüyebileceğini ile getirdi.
 
AB ülkelerinin Türkiye’nin kınanması ve harekâtı durdurması yönünde BM Güvenlik Konseyi’ne sundukları karar tasarısı ABD ve Rusya tarafından veto edildi. Bu ortak tavır iki ülkenin Türkiye’nin Suriye harekâtını kendi çıkarları açısından uygun bulduklarının işareti olarak değerlendirilebilir. ABD Başkanı Trump’ın harekâta onay sonrası ülkesinde karşı karşıya kaldığı sert tepkiler ve eleştiriler sonrasında bu kez ABD harekâtın durdurulması yönünde bir karar tasarısını BMGK’ye sundu. Rusya ve Çin kararı veto ettiler. ABD ve Rusya Savunma Bakanları Esper ve Şoygu aylar sonra ilk kez telefonla görüştüler.
 
Görüşmenin içeriğine ilişkin olarak, ABD Savunma Bakanı, Trump-Erdoğan görüşmesinde Trump’ın Türkiye’ye harekâtın sınırlarıyla ilgili verdiği limitler konusunda bilgilendirdi. Bu limitlerin aşılmaması konusunda Rusya’nın Türkiye’ye engel olması, gerekirse iki ülkenin Türkiye’ye karşı ortak hareket etmesi önerisinde bulundu. Medyaya sızdırılan Trump-Erdoğan ve EsperŞoygu görüşmelerine ilişkin bilgiler Beyaz Saray ve Pentagon tarafından da yalanlanmadığına göre veri olarak kabul edilebilir. Bu durumda ABD-Rusya
arasında Türkiye’ye yönelik olarak örtülü bir işbirliği olduğu söylenebilir.
 
Türkiye’nin bu adımı atmasına ilişkin olarak takınılan “destek de olmayız, engel de olmayız” yaklaşımıyla başlayan harekât sonrasında Türkiye ile Şam yönetimi arasında diyalog sürecinin başlaması zorlaşmış görünmektedir. 
 
Barış Pınarı Harekâtı’ndan sonra peş peşe mülakatlar veren Putin, Türkiye’nin IŞİD’le mücadelede yeterli olamayacağı, Şam yönetiminin onayı olmaksızın Suriye topraklarında bulunan tüm yabancı askeri güçlerin ülkeyi terk etmesi görüşünü yineledi. Putin’in harekât sonrası değiştirdiği söylemi ve verdiği mesajlar doğrudan Türkiye’ye yöneliktir. Dolayısıyla ABD yönetimi Türkiye’nin Suriye’ye girmesine yeşil ışık yakarak, Türkiye’nin Rusya’nın bu tezini reddetmesini, Türkiye-Rusya-İran arasındaki Astana mutabakatıyla, işbirliğini çatlatma, zayıflatma stratejisini de devreye sokmuş oldu. On binlerce IŞİD’çinin sorumluluğunu Türkiye’ye devreden ABD yönetimi, olası IŞİD canlanması durumunda tüm dünyanın hedefine Türkiye’yi yerleştirmiş oldu.
 
ABD, Suriye’deki Türkiye-Rusya işbirliğinin bozulması hamlesinde mesafe kat etmiş oldu. ABD’nin çekilmesi sonrasında SDG ve Kürtlerin Rusya ile yakınlaşması, beklenmedik bir gelişme değil. Dolayısıyla ABD; Kürtlerle Rusya’nın yakınlaşmasının Türkiye’yi Rusya ve İran’dan uzaklaştıracağı, kendisine yaklaştıracağının hesaplarını yapıyor!
 
 Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyine düzenlediği Barış Pınarı Harekâtı sürerken, AB ile olan ilişkilerdeki normalleşme beklentileri yerini “yeniden karşılıklı gerilime” ve “AB’nin yaptırım tehditlerine” bıraktı!
 
AB liderleri, 17-18 Ekim’deki Brüksel zirvesinde Türkiye’ye yönelik yaptırımları görüşecek. AB Komisyonu yanında, Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’nda da Türkiye’ye yönelik kınama, yaptırım, üyelik müzakerelerinin askıya alınması ya da tümüyle kesilmesi, Türkiye’ye yönelik AB mali yardımlarının kısılması veya askıya alınması vb. önlemler tartışılıyor. Ankara’nın AB’nin endişelerini anlaması gerektiğini belirten AB Konseyi Başkanı Tusk, Türkiye’den AB’nin asıl kaygısının yeni bir insani felakete yol açılmasını anlamasını beklediklerini belirterek TSK’nın düzenlediği tek taraflı askeri operasyonun endişeler yarattığını, derhal son bulması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin güvenlik kaygılarıyla ilgili sorunun politik ve diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğini ifade eden Tusk, Askeri müdahalenin çözümü güçleştireceğini, insani kayıpları ve bölgedeki istikrarsızlığı arttırmaya yol açacağını savundu. Fransa'nın AB Bakanı Amelie de Montchalin, Türkiye'ye yaptırım uygulanması konusunu gündeme getireceklerini açıkladı.
 
Şu ana kadar Fransa, Hollanda, Almanya, Finlandiya gibi AB üyesi ülkeler Türkiye’ye silah ve askeri malzeme ihracını durdurma kararı aldılar. İtalya Türkiye’yi kınadı. Norveç, silah satışlarını durdurdu. Sadece Macaristan, Bulgaristan gibi ülkeler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sınırları açma ve Suriyelileri Avrupa’ya gönderme açıklamaları karşısında endişe duyduklarını, AB’nin Türkiye ile müzakere yürütmesi gerektiğini dile getirdiler. Bu arada Avrupa medyasında da Türkiye’ye ve Barış Pınarı Harekâtı’na yönelik tepkisel
ve eleştirel manşetler yer almaya başladı. ABD’nin IŞİD’le mücadeleyi ve tutuklu binlerce IŞİD’çinin kontrol altında tutulmasını Türkiye’ye devretmesine karşılık cezaevlerindeki IŞİD’çilerden üst düzey 40 tanesini kendi kontrolünde başka bölgelere götürdüğüne dikkat çekti!
 
Bir yandan tutuklu IŞİD’çilerin sorumluluğunu Türkiye’ye havale eden ABD’nin diğer yandan 40 dolayında üst düzey IŞİD’çiyi kendisine ayırması üzerinde dikkatle durulması ve nedenlerinin sorgulanması gereken bir adım olarak görülmelidir!
 
Arap Birliği’nin Barış Pınarı Harekâtı’nı işgal olarak nitelendirmesi, iktidarın bu harekâtın hedefini ve Türkiye’nin karşı karşıya olduğu terör sorununu dünyaya anlatmakta başarılı olamadığını gösterdi!
 
Barış Pınarı Harekâtı’nın uluslararası kamuoyunda Türkiye’ye karşı tepkileri büyütmesi, Azerbaycan dışında hiçbir ülkeden en küçük bir destek mesajının dahi gelmemesi, yıllardır uygulanan hatalı ve çatışmacı dış politikanın Türkiye’yi dünyada ne kadar yalnızlığa sürüklediğini ortaya çıkarttı. Yıllardır tüm dünyaya milyonlarca Suriyeliye kucak açıldığı, 40 milyar dolar harcandığı, Türkiye’nin “ensar” olduğu vb. söylemleri kullanıp, sonrasında da Suriyelileri parasal, siyasal, askeri, insani bir takım pazarlıkların kozu olarak masaya
sürmek diplomatik inandırıcılığı yok etmektedir. Mısır’ın çağrısı üzerine olağanüstü toplanan Arap Birliği, Türkiye’yi bir Arap ülkesinin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etmek, Suriye’yi işgal etmekle suçlayan oldukça ağır bir bildiriyi oy birliği ile kabul etti. Arap Birliği Genel Sekreteri Gheit, harekâtı 'işgal' ve Suriye'nin egemenlik hakkının ihlali olarak gördüklerini içeren bildiriyi açıkladı. Filistin ve Katar gibi Türkiye’nin yakın ilişki içinde bulunduğu Arap ülkelerinin de bu bildiriye karşı çıkmamaları dikkat çekici!
 
Sonuç olarak; ABD’nin ve AB’nin Türkiye’ye karşı yaptırım uygulama hazırlıkları, Ortadoğu’da ise Arap Birliği öncülüğünde Türkiye’nin tecrit edilmesinin gündeme geldiği gözleniyor. İktidar, dış politikadaki hedefinin “düşmanlarımızın sayısını azaltmak, dostlarımızın sayısını artırmak” olduğunu söylüyor. Ancak uygulanan diplomasiyle gelinen noktadaki tablo, Türkiye’nin düşmanlarının sayısının arttığını gözler önüne seriyor!
 
Tüm bu gelişmeler; iktidarın yıllardır uyguladığı dış politikadaki yanlışların, hataların, ülkelerin içişlerinde taraf olma tavrının, ülkemizi ne kadar yalnızlaştırdığını, ne Avrupa’da ne Ortadoğu’da ne de kuruluşundan bu yana en önemli üyesi olarak sorumluluk üstlendiğimiz NATO’da, birkaç ülke dışında Türkiye’nin dostunun olmadığını açıkça göstermektedir.
 
RAPORUN TAMAMI İÇİN

Etiketler : #Erdoğan Toprak   #Suriye   #Kobani   #Menbiç   #Recep Tayyip Erdoğan   #Rusya   #CHP   
İlginizi çekebilecek diğer haberler

  Hava Durumu


ISTANBUL

  Yazarlar

KAZIM ÇİLOĞLU

KAZIM ÇİLOĞLU

Kaç yumurta?
EMİN VAROL

EMİN VAROL

Bayrak seferberliği

Köşe yazılarının tüm adli sorumluluğu yazarına aittir.

  Puan Durumu

  O G B M A Y AV P
1.DEMİR GRUP SİVASSPOR 11 6 3 2 20 11 9 21
2.FENERBAHÇE A.Ş. 11 6 2 3 21 12 9 20
3.TRABZONSPOR A.Ş. 11 5 4 2 20 13 7 19
4.AYTEMİZ ALANYASPOR 11 5 4 2 19 12 7 19
5.MEDİPOL BAŞAKŞEHİR FK 11 5 4 2 18 13 5 19
6.GALATASARAY A.Ş. 11 5 4 2 13 9 4 19
7.BTC TURK YENİ MALATYASPOR 11 5 3 3 25 13 12 18
8.BEŞİKTAŞ A.Ş. 11 5 3 3 14 13 1 18
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 11 4 3 4 16 21 -5 15
10.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 11 4 2 5 11 18 -7 14
11.GÖZTEPE A.Ş. 11 3 4 4 10 12 -2 13
12.İTTİFAK HOLDİNG KONYASPOR 11 3 4 4 12 16 -4 13
13.KASIMPAŞA A.Ş. 11 3 3 5 16 18 -2 12
14.YUKATEL DENİZLİSPOR 11 3 2 6 9 13 -4 11
15.ANTALYASPOR A.Ş. 11 3 2 6 11 20 -9 11
16.GENÇLERBİRLİĞİ 11 2 4 5 15 16 -1 10
17.MKE ANKARAGÜCÜ 11 2 3 6 8 17 -9 9
18.İSTİKBAL MOBİLYA KAYSERİSPOR 11 1 4 6 10 21 -11 7